SON DAKİKA

FUTBOL TOPUNA DOKUNMADAN FUTBOLA AŞIK OLDU (1.12.2021)

Bu haber 01 Aralık 2021 - 10:04 'de eklendi ve 14 views kez görüntülendi.

İsmail Yanar, 1966 yılında Honaz ilçesinde doğdu. Geçirdiği hastalıktan dolayı çocukluk yaşlarında engelli oldu. Yıllarca iki koltuk değneğiyle hayat mücadelesi verdi. Onu hayata bağlayansa belki de hiç dokunamadığı, oynayamadığı futbol topu oldu. Çocukluk yaşlarından itibaren ustası Terzi Abidin’in futbol aşkından etkilenen İsmail Yanar, ustası gibi hem Fenerbahçeli oldu hem de terzi oldu. Futbolla olan bağlılığı herkesin diline düştü bir süre sonra. Ve Honazspor yönetimine girdi 80’li yıllarda. Artık Honazspor onun her şeyi olmuştu. Maçlara gidilecekse minibüsü ayarlayanda oydu, gençlerin lisansını çıkaran da o. Şimdilerde ‘scout’ denilen oyuncu izleme ve değerlendirme birimi tek başına oydu. Okul maçlarını izleyip gözüne kestirdiği oyuncuları Honazspor’a alırdı.

İsmail Yanar şu anda Honaz ilçe merkezinde 3 metrekarelik dükkanında terzilik yapıyor. Terzi dükkanında 1994-1995 yılında şampiyon olan ve kendisinin de olduğu Honazspor takım fotoğrafı asılı. İsmail Yanar engelini futbol sevgisiyle aştı. Futbolun bir insanın hayatını ne kadar değiştirdiğinin binlerce kanıtından biri o. Honazspor’da yaşadıklarını anlatırken 90’lı yılları sanki bir daha yaşıyor. Şampiyonluk için yaptıkları mücadeleleri, oyuncuları bahçelerden topladıklarını, kendilerine minibüs vermeyenleri, parasızlık günlerini…Ama hala çok seviyor futbolu, hala biraz destekle Honazspor’un çok daha iyi yerlere geleceğine inanıyor. .Hele söylediği şu cümle kulüplerin odalarına asılmalı ve futbola saygı yeniden geri gelmeli dedirtiyor insana:

‘’Biz maçlara gideceğimiz zaman pantolon gömlek ütüleyip de giderdik. Sanki düğüne gider gibi…’’

Sizdeki futbol aşkı nasıl doğdu?

-Çocukluğumda rahmetli ustam sayesinde Fenerbahçeli oldum. Daha sonra bu aşk futbolun tamamına yayıldı ve Honazspor sevdasına düştük.Yaşar Köroğlu, Metin Akdeniz beni Honazspor yöneticiliğine iten isimler oldu. Amatör bambaşka bir duygu. Takımla birlikte ilçelere gittiğimizde birileriyle tanıştık. O tanışmalar daha sonra da devam etti. Neredeyse her yerde bir kapımız oldu. Futbolu herkes sevemez. Kimisi başka konularla ilgilenir.Biz futbolu sevdik.

İlk ne zaman maçlara gitmeye başladınız ve Honazspor yöneticiliğinizde neler yapıldı?

-80’lerin ortasında maçlara gitmeye başladık. Honaz’daki bazı kimseler bizi maçlara götürmüyorlardı. Biz maçlara gideceğimiz zaman pantolon gömlek ütüleyip de giderdik. Sanki düğüne gider gibi…Kahvede beklerdik ama bizi götürmezlerdi. Bu bizde bir hırsa dönüştü.Ondan sonra kendimiz gitmeye başladık. En aktif dönemimiz Önder Varol’la oldu. 3-4 kez takımı şampiyon yaptık. 2 kez küme düştük. Özellikle 94-95 sezonu bizim için unutulmazdı. Önder Varol Denizli’deki işleri hallediyordu, biz Honaz’da takımla ilgileniyorduk.Okul maçlarını izliyorduk. Beğendiğimiz oyunculardan kimliklerini isteyip lisanslarını çıkarıyorduk.

Engelinize rağmen futbola hiç uzak kalmadınız ve futbolun bir çok aşamasında bulundunuz.

-Ben doğuştan engelliyim ama topa ben de dokunmak istedim. Bir gün arkadaşlarla Atmaca’da halı sahaya gittik. Ümit Varol topu bana doğru attı ben de dayanamadım ve koltuk değneği ile topa vurdum. Koltuk değneği ortadan kırıldı. İşin şakası bir yana. Bu iş gönül işi. Biz parasız futbola aşık olduk. İşimizi bırakıp maçlara giderdik. Başkalarının yanında çalışıyorduk. Patronla pazarlık yapıp maç günleri izin alıyorduk. Beni o gün bağlasalar durmam! Takımı zaten ben götürüyordum maça. Ben yönetici olduğum için, imza atmadan takım sahaya çıkmıyordu. Bir gün dediler ki maça gidecek vasıta bulamadık. Bu kabul edilemez bir şey. Hemen sıradaki otobüs şoförüyle temasa geçtim. Maçın başlamasına da 1 saat kalmış. Oyuncuları buldum, otobüsü ayarladım, maça son anda yetiştik.11 kişi gidebildik maça ama 6 farklı kazanıp geldik.

‘Ayağı kırılan futbolcunun ameliyat parasını takvim satarak bulabildik’

Yaşadığınız ilginç anılar nelerdir?

-Amatör dünyası başka bir dünya. Yıllar önce oyuncuları bağdan bahçeden topluyorduk. Fesih vardı bizim. Derdi bize Pınarkent yolunda şu köşede sizi bekleyeceğim. Biz de giderdik alırdık yola devam ederdik. Adam sabahtan bahçe işini yapardı, sonra maça çıkıp 90 dakika top oynardı. Bir oyuncunun top oynarken ayağı kırıldı, takvim satıp ameliyat parasını tedarik ettik.Hemen hemen her köye gittik takvim satıp takıma destek olalım diye. Çok maddi katkımız olmuyordu belki ama biz bu işe yüreğimizi koymuştuk.Biz takımda şoför, yönetici, teknik direktör her şeyine koşardık. Takım yenilince onlardan çok ben üzülürdüm.

Yine bir sene genç takımı şampiyon yaptık. Ben de çocuklara söz verdim sizi Antalya’ya götüreceğim diye. Maalesef dönemin belediye başkanı otobüs vermedi. Dedik mazot parasını biz verelim sen otobüs ve şoför ver. Yine kabul etmedi. Çocuklar o maçın ardından saçları berberde siyah beyaza boyadı.  Tam şenlik havası. Aramızda para topladık ve gittik lokantaya. Hiç değilse yemek yedirmiş olduk diye teselli ettik kendimizi.

Bizim o yıllarda Honazspor lokalimiz vardı. Genç arkadaşlarımızı kötü alışkanlıklardan korumak onları sosyalleştirmek, spora teşvik etmek için hem lokalde toplanırdık. Yenelim, yenilelim takımları davet ederdik lokale. Gelirlerdi çaylarını içerlerdi, sohbetimizi ederdik. Herkesle iyi geçinmeye çalışırdık.

Honazspor’un efsane yıllarının yöneticisi, şoförü, ağabeyi her şeyi olan İsmail Yanar’ın son sözleri ise şunlar:

‘’Bazı şeylerin eski tadı yok belki ama biz futbolun yürekle oynandığı dönemden geliyoruz. O yüzden hala futbola aşığız. Honazspor’un maçlarına hala gidiyorum ve o eski günleri çok özlüyorum…’’

. (1.12.2021)

Ümit Varol
Ümit Varolumitvarol@hizmetgazetesi.com.tr
https://www.ege724.com
https://www.vatanmedya.com
https://www.egecanlihaber.com
Ege Canlı Haber
Vatan Medya
Kumru Elizim Tekstil
Fırtına Kanal Açma