HAMİT TEKKANAT - EŞEKLE İLGİLİ | Denizli Hizmet Gazetesi -

EŞEKLE İLGİLİ
HAMİT TEKKANAT

                    Facebook'ta Paylaş     |    

10/5/2018
Cumhurbaşkanı muhalefet adaylarını küçümsemek için, Ziya Paşa’nın “Eşeğe altın semer vursan yine eşektir” sözünü kullandı.  
Motorlu araçlar icat edilmeden önce binlerce yıl insanoğluna hizmet eden eşek nedense hep hor görülmüştür. Oysa eşek sabırlıdır, dayanıklıdır, vefakârdır. Ayrıca çok güzel gözleri vardır. Nedense “Ahu gözlüm, ceylan gözlüm” demek hoşumuza gider de “Eşek gözlüm” demeyi kabul edemeyiz.. “eşşoğlu eşşek” sözünü bazen hakaret çok zaman da sempati için kullanırız. Rahmetli Kemal Sunal’ın diline ne de güzel yakışırdı “eşşoğlu eşşek”. 
Bu vefakâr ama hor görülen hayvan için üretilmişi onlarca fıkra vardır. Siyasetçilerin birbirlerine hitaplarını bir yana bırakıp, biraz da gülelim; 
 
Bir inek, bir beygir, bir eşek, etrafa dağılıp insanların ne yaptıklarını öğrenmeye ve üç yıl sonra buluşmaya karar verirler... Her biri başka yöne gider. 
Aradan üç uzun yıl geçtikten sonra buluşma yerine önce inek ve beygir gelir... İkisi de perişan bir halde, zayıflamış, dişleri dökülmüş, kamburları çıkmış, adeta çökmüştür. 
Beygir merakla sorar: "Nedir bu halin inek kardeş?" 
 
İnek acıklı bir şekilde içini çekerek anlatır: 
"Sorma beygir kardeş... Bu insanlar çok merhametsiz... Beni durmadan birbirlerine sattılar. Alan sütümü sağdı. Bir inek daha bulup onu yanıma koyarak bizi çifte koştular, aç bıraktılar. Canımı zor kurtardım be kardeş." 
Beygir de acı acı başını sallayarak anlatır: 
"Ah, sorma... Benim de ağzıma bir demir parçası geçirdiler, ağzımı açamadım. Üzerime bindiler, ses çıkaramadım. Biri indi, öbürü bindi! Binmedikleri zamanlar zincire vurdular. Belim çöküp de onları taşıyamaz bir hale geldiğinde arkama kocaman bir araba bağladılar. Bu sefer birçoğunu yeniden taşımaya başladım. Ben onları taşıdıkça, daha hızlı gitmem için kırbaçladılar. Canımı zor kurtardım inek kardeş." 
İnek ve beygir böyle konuşurken uzaktan eşek görünür. Hayli neşelidir. Islık çala çala, taşlara tekme ata ata, hoplaya zıplaya gelir. Mutludur. Üstelik şişmanlamıştır. Tüyleri pırıl pırıl parlamakta, gözlerinin içi gülmektedir. Üzerinde lacivert takımlar vardır. 
İnek ile beygir şaşırmış bir şekilde, "Nedir bu halin? Neler oldu? Neden böyle zevkten dört köşesin?" diye sorarlar.  
Eşek keyifli bir şekilde anlatır: 
"Sizden ayrıldıktan sonra uzakta bir memlekete vardım. Birisi yukarı çıkmış bağırıyor, bağırdıkça insanlar onu alkışlıyordu. Ben de yüksekçe bir yere çıkıp bağırdım. Benim bağırmamı bilirsiniz, yeri göğü inletirim. Sesimi duyan benim yanıma koştu, duyan duymayana haber verdi, etrafım insanla doldu. Onlar geldikçe ben daha çok bağırdım. Haktan, hukuktan, refahtan, adaletten filan bahsettim..." 
"Eee, sonra ne oldu?" 
"Ne olacak beni başkan seçtiler!" 
"Deme yahu.. Yani sen başkan mı oldun?" 
"Evet... Bir şey yapmama gerek kalmadı. Ben bağırdıkça onlar ’Seninle gurur duyuyoruz’ diye alkışladılar. Ben de yedim ve bağırdım, yedim ve bağırdım!" 
"Pekiii, senin eşek olduğunu anlamadılar mı yahu?" 
"Valla, yarısı anladı ama diğer yarısına anlatamadı!" 
 






Adresimiz:
Çaybaşı Mahallesi 1582 Sokak No:14/3 Kat:2 (Merkez Bankası Arkası) DENİZLİ
Telefon:
0 258 265 59 99 (pbx)
E-posta:
hizmet@hizmetgazetesi.com.tr
Faks:
0 258 265 72 52




MEGA TASARIM © 2018