MUSTAFA GÖKER - SOSYOLOJİK SAVAŞ VE TÜRKİYE GERÇEĞİ | Denizli Hizmet Gazetesi -

SOSYOLOJİK SAVAŞ VE TÜRKİYE GERÇEĞİ
MUSTAFA GÖKER

                    Facebook'ta Paylaş     |    

27/11/2017
40 – 50 sene evvelleri güzel yurdumun güzel insanları öncelikle erdemliliği ele alırlardı. İçinde bulundukları toplumun haliyle hâllenirler, dertleriyle dertlenirlerdi. Günümüzün postmodernist dediğimiz toplum yapısının ürettiği bireysellik ve bencillik batı toplumunun kültür ve değerleri, bir virüs gibi şekil değiştirerek İslam toplumları ve özellikle Anadolu’yu hedef alarak hızla gelişmektedir. 
Bu gelişme, toplumu kendi değerlerinden yozlaştırıp uzaklaştırarak, Hıristiyanlık ve Yahudiliğin birleştirilmiş yeni bir Protestan kültürü olan kapitalizm gerçeğiyle karşı karşıya savunmasızca kalmaktadır. Bu gerçeklerden biriside sosyolojik savaş dediğimiz, özellikle İslam toplum ve ülkelerini hedef almaktadır. Toplumları internet, televizyon ve gazetelerle hızlı bir şekilde sinsice toplulukların değer algılarıyla oynamak suretiyle asimile ederek değiştirmektedir. Bu değişim medeniyet ve aydınlık adı altında sömürgeleştirme gayreti gütmektedir. 
Babanın, eşine bakış açısını değiştirerek karı koca değerler (Allahın emaneti) silsilesinden kopuk, iki ortaklı anonim şirket haline getirerek, Türk İslam aile yapısını bitirmek hedeflenmektedir. Ailede çocukların çekirdek aile dediğimiz modern toplum kültür yapısına (elektron aile) çevirerek aile ortamından uzaklaştıran bağımsız, psikolojisi bozuk bireyler yetiştirmektedir. Bu bireyler babaya saygıyı, anneye hürmeti, dede ve ninenin ne anlama geldiğini anlamayan, anlamasının da istenmeyen sosyolojik savaşın hedeflerindendir. 
Bütün bu sosyolojik savaş ortamında bir gerçekte var ki o da din gerçeğidir. Dini günümüzde anlarken ve yorumlarken bütün yorumcular hep kendilerinin haklı ve doğrunun tek kendileri olduğunu bireysel bakış açısıyla diğerlerini yok saymak ve ötekileştirmektedirler. Bunu yapamadıysa kendi görüş ve düşüncelerini herkese empoze etmek, kabul ettirmek gayretini cihat ve hizmet gibi dini motiflerle süslemesi toplumun parçalanması ve küçük kıyametin kopmasına sebep olmaktadır. 
Gönül coğrafyamızda, geniş bir mozaiğe sahip insanların ortaçağdaki batı kültürünün yaşadığı mezhep, tarikat ve cemaat savaşlarını İslam beldelerine ve özellikle Anadolu insanına layık görmeleri batının iştahını kabartmaktadır. Büyük bir İslam mütefekkirinin deyimiyle '' İttifak, islamın hakkı iken ne yazıktır ki, ittifakı haçlı ve batı kapitalizminin çıkar gurupları oluşturmaktadır. İhtilaf, (anlaşamama) batının ve gayri Müslim çıkarcıların hakkı iken, İslamcı ve Müslüman geçinenler benim görüşüm doğru, öteki İslami cemaatler seninki değil benim görüşüm doğru, hak diyerek doğruları çarpıştırarak ihtilaf ve fitne denizinde boğulup gitmektedirler.'' 
Kapitalizmin ''İNSAN İNSANIN KURDUDUR'' felsefesince batı ve taraftarları, islam toplumlarını bu sosyolojik savaşta bizlerin zenginliğimiz olan farklılıklarımızı öne çıkartarak dövüştürmekte ve çatıştırmaktadır. Bu sosyolojik savaşta önümüzdeki paylaşmamız gereken nimetleri, batı kendi toplumuna ve taraftarlarına aktarmakta, medenice sömürmektedir. 
İslam toplum ve kültüründe büyük mutasavvıf '' Hasan Basri Hazretlerinin nasıl yaşarsınız diye sorduğu soruya, Iraklı Müslümanların biz bulursak yeriz bulmazsak şükrederiz derler. Hasan Basri, sizin yaptığınızı Basra’nın köpekleri de yapıyorlar. Üstad siz nasıl yaşarsınız? Diye soran Basralılara cevabı; Biz bulursak paylaşırız, bulmazsak şükrederiz.'' Bu kültür ve değerlerimiz İslam'ın değerler yapısının birer tuğlasıdır. 
Gizli ve sinsice oynanan bu sosyolojik savaşta, bu topraklarda kardeşçe yaşamanın yollarını bulmuş yaşarken, bu topluma nasıl orta çağ batı toplum yaşam tarzını ve değerlerini aşılayabiliriz oyunları oynanmaktadır. Üstad Cemil Meriç bu oyunu şöyle açıklar; ''Olimpus dağının evlatları, Hira dağının evlatlarını çekemezler'' ve gizliden gizliye 100 yılı aşkındır bu fesatlık sürüp gitmektedir. Olimpus dağının evlatları bu fesatlığı gizliden sürdürürken bir den çark edip ekonomik, coğrafi, teknolojik, siyasi, kültürel, askeri birçok çeşidi ile bu sosyolojik savaşı alenen sürdürmektedirler. 
Bu savaşta İslam beldeleri ve Türkiye'nin evlatlarının uyanık olmaları her iki dağın evlatlarını birleştirici sulh ve barış içinde Tanrı dağından gelen vahyin gölgesinde küresel düşünüp, herkesi ve kendimizi yüce yaratıcının lütfu olan; '' Ben sizleri kavim kavim yarattım tanışıp, anlaşıp, kaynaşıp, sulh içinde yaşayın. Hepinizin dönüşü banadır. Üstünlük, güçlü olan (takvaca) diğer insanlara en çok faydası dokunandır.'' Bu sözler ışığında dünya’ nın yaşanabilir, paylaşabilinir daha güzel günlere ırk, din, dil, renk farkı gözetmemektir. 
Kültürlenme veya kültürleme, asimile olmak veya asimile etmeden (orijinal) olduğu gibi kabul ederek, Yunus Emre’nin dediği gibi; ''Yaratılanı, sırf yaratandan ötürü sevebilmek '' temennisiyle. 
 
SOSYOLOG MUSTAFA GÖKER






Adresimiz:
Çaybaşı Mahallesi 1582 Sokak No:14/3 Kat:2 (Merkez Bankası Arkası) DENİZLİ
Telefon:
0 258 265 59 99 (pbx)
E-posta:
hizmet@hizmetgazetesi.com.tr
Faks:
0 258 265 72 52




MEGA TASARIM © 2018