MUSTAFA GÖKER - HUD SURESİ VE YAŞLILIK | Denizli Hizmet Gazetesi -

HUD SURESİ VE YAŞLILIK
MUSTAFA GÖKER

                    Facebook'ta Paylaş     |    

1/7/2016
İnsanı ne yaşlandırır deyince herkesin farklı farklı cevabı vardır. Kimisi, ailesini ve çocuklarının kendini yaşlandırdığından, kimisi işinin veya başına gelen dertlerin, kimileri de için de bulunduğu insanlığı mazeret olarak gösterir. Bir peygamberi yaşlandıran nedir deyince? Hz. Muhammed ile Ebu Bekir arasında geçen diolağa kulak verelim ve dinleyelim. 
Hz. Peygamberi, yolda görüp karşılaşan Hz. Ebu Bekir ‘’YAŞLANDIĞINIZI GÖRÜYORUM YA RESÜLULLAH’’ Hayır’dır? Diye sorar. 
Evet, her insan gibi bende yaşlandım ama beni yaşlandıran sizleri yaşlandıran sebep ve olaylar değildir. Beni ‘’ Hud, Vakıa, Mürselet, Nebe, Tekvir sureleri yaşlandırdı der! Bu; vakıa, mürselet, nebe, tekvir sureleri altı (6) sayfa dır. Kıyamet sahnelerinden ve Ahiretten bahseder. 
Hud Suresine gelince, bu sure (123, ayet ve 15 sayfa ) insanlık serüvenini ( insanlık tarihi )nin özetini anlatır. Kur’an (Esatirul Evvelinden) geçmişteki insanlık olaylarından ibretle bahseder. 
Hud Suresinde; Tarihte peygamberlerin neyle, hangi insan tipi ve değişik özellikteki model tiplerle karşılaştıklarındaki tepkilerini görürüz. Aranılan her problem tipi ve o problemlere karşı peygamberlerin takındıkları tavırlarından bahsedilir. İnsan kendisine yapılan bir teklifi önce aklını kullanarak tefekkür etmeli, düşünerek iyice irdelemelidir. Ne yazık ki, insanlığın bir mucize (olağanüstü hal) anlayışı vardır. İnsan olağan üstülüklere, mucizelere bel bağlar işin kolay tarafına yönelir. 
İnsanların çoğun da geçmişte de mucize (olağanüstü) olaylar olmadığında kendine gelmeyeceği felsefesi dün vardı, günümüzde de bu görüş devam etmektedir. Olağanüstü olaylar olmayınca kendimize gelmeyen bir varlığız. Bu sure de, bu felsefik düşünce, yanlış hareketten ve peygamberlerin karşı hareketleri, koyduğu tavırlardan bahsedilir. 
Hz. Peygambere (s.a.v.)’e de böyle olaylarla karşılaşabileceğini, kendisinin sabırla ve teskin (gönül huzuru) olmuş şekil de tavır (tepki) koyması gelişen bu şekildeki olayların normal davranışlar olduğu belirtilmektedir. Hz. Peygambere ‘’SEN TEBLİĞİNİ YAP, DİĞER OLAYLARA TAKILIP KALMAMASI’’ ikaz edilmektedir. Günümüzde de hep iyilik yaptığın kişilere, bir defa yapma veya yanlışın olsa yaptıklarının hiç birinin göze görünmediği ve iyilikten vaz geçmememiz gerektiğinden bahsedilir. Bizlerde böyle olaylara takılıp kalmayacak doğru bildiğimiz yolda sabırla devam etmemiz gerekir. 
Hud Suresin de; İnsanlığın ikinci atası, Hz. Nuh’tan bahsedilir. Nuh’un bütün gayretlerine rağmen kavmi ve oğlu yanlış yoldadır. Kendisine muhalefet etmektedirler. Yine de Nuh, her insan gibi kendi oğluna tölerans tanınması, ayrıcalıklı davranılabilmesi için Allah’ dua eder. Ya Nuh kendi oğlun dahi olsa yanlış yolda olanların kuru inadı doğrultusunda, doğrudan uzak olanların sonunun azap olduğu, zulme uğradığı bildirilir.’’EMROLUNDUĞUMUZ GİBİ DOSDOĞRU OLMAKTAN’’ vazgeçmememiz gerektiği (emir) tavsiye edilmektedir. İnsanların kuru inatlarının, yanlışlarının, yaptıkları zulümler bizleri doğru yoldan ayrılmamamızı emreder. 
Hud ( a.s)’dan, sureye adının verildiği peygamber ve halkının inadından bahsedilir, sonuç yine zulüm ve azaptır. Lut (AS) ve Salih (AS) yanlış yoldaki ve ahlaksız kötü fiilinden uyarılmalarına rağmen inat eden halkından (kavminden), azaba uğrayanlardan biri de Lut’un kendi karısı da vardır. 
Şuayip (AS), ahlaki kaygılardan, ticari ortamın çöktüğü, kavminin kötü yönde zıvanadan çıktıkları ve bu yanlışlarında ısrarlı oluşları, menfaatleri sonucu yaptıkları zulümler akabinde bela ve musibetlere maruz kalışları konu edilir. Yine, Hz. Musa(AS) kavminin yanlışlar da inat etmesi sonucu sürpriz olmayan bela ve afetlerle helak olmaları söz konusu edilir. 
Hz. Peygambere de, yanlış ve zararlı yolda olunmasına rağmen aklını kullanmazlar, kendisine uyunulmadığı takdir de körü körüne yol tutanın akıbeti ve sonucu aynı olacağı bildirilir. Yine de kendi karısı, oğlu, babası dahi olsa, peygamberin tebliğ den başka bir şey yapamayacağı, sözünün dinlenmeyeceği, yanlışlarda yine direnmelerin olacağı hatırlatılmaktadır. Bu sure de çıkarılacak toplumsal, problemler, sorunlar sonucu çıkarılan dersler mevcuttur. 
Eskiler insanı tanımlarken 3 (üç)’e ayırırlar; 
1-Normal insan gurubu; İnsanlığını kaybetmiş, sıkıntı ve yanlışların içinde o kadar tökezler ki bir türlü doğru yolu bulamaz, buna cahilliğin en üst, (uç nokta) gurubu derler. 
2-Akıllı insan gurubu; Başına bele, sıkıntı gelir, yanlış veya haramı işler aklını kullanarak en kısa yoldan cezasını çektikten sonra bu yanlış der ve bir daha o yanlışa düşmez. 
3-En akıllı insan gurubu; Başına bele musibet gelmeden başkalarının yaptıklarından ibret alıp o yanlış ve hatalara kendisi düşmeyen kişidir. 
Ünlü tarihçi ve sosyolog İbn. Haldun; ‘’ Tarihi akan suya benzetir. Önce akan su, arkadan gelende aynı su dur’’ der. Cenab-ı Allah ramazanın ve orucun dinginliğinin üzerimizde olduğu şu günlerde, bizleri de yanlış ve hataya düşmeden ibret alıp, toplumun düzen ve nizamını en iyi şekilde yaşayan, yaşatılan ortam haline getiren erdemli, olgun, basiretli akıllı insanlardan eylesin. 






Adresimiz:
Çaybaşı Mahallesi 1582 Sokak No:14/3 Kat:2 (Merkez Bankası Arkası) DENİZLİ
Telefon:
0 258 265 59 99 (pbx)
E-posta:
hizmet@hizmetgazetesi.com.tr
Faks:
0 258 265 72 52




MEGA TASARIM © 2018