MUSTAFA GÖKER - KENT VE MANEVİYAT | Denizli Hizmet Gazetesi -

KENT VE MANEVİYAT
MUSTAFA GÖKER

                    Facebook'ta Paylaş     |    

24/6/2016
Kent (şehir) birçok tanımı yapılmış ama birliktelik olmuş bir tanımı mevcut değildir. Her şehrin (simgesi) sembolü, meşhur tanınmış değerleri mevcuttur. Günümüzde ise şehirleri tanıtan bu tanımlardan bir kaçı şöyledir. Kimi karpuz diyarı, kimi fayans diyarı, kimi kebabı, kirazı, horozu… vs. hep insanların midesi ve tüketime ayalı (kapitalizmin) etkisiyle şekillenmektedir. 
Bu topraklarda kadim geçmişimizde 50-60 bilemedin 100 yıl gerilere gittiğimizde şehirlerimizi, o zaman ki kültürümüzün gereği o şehrin, güzel toprakların meşhurları (güzel insanları, güler yüzlü, ahlaklı âlimleri ve yetiştirdiği insanlarla) sembolize edilirdi. 
Mesela; Konya’ya girerken hemen ( Mevlana, Şemsi Tebrizi, Konavi) gibi şahsiyetlerin siluetleri karşılardı. Akhisar’ın, Gelenbevi yerleşkesine gittiğinizde oranın sembol insanı (Gelenbevi Hazretleri) o zamanın, Osmanlı’nın sonlarına damgasını vuran büyük âlimler başta gelirdi. Denizli ve Aydın bölgesinin eski adı (Güzel Hisar) vardır. Bu bölgenin yetiştirdiği Buldanlı (Mustafa Hulusi Güzel Hisari)’nin adı verilmiştir. Ödemiş’in (Gediz Bölgesin de) İmamı Birgivi Hazretleri, Osmanlının meşhur âlimleri ve sözü dinlenir şahsiyetlerdir. 
Dolayısıyla bir şehir, insanıyla, insanının güler yüzlülüğü, insanının ahlaklılığı ve insanlığa kattığı değerlerle anılırdı. Bu değerler yitirilince insanların kafasındaki yeni değerler ne ise onlar, o kentleri (şehirleri) sembolleştiriyor. Yani toplum da maneviyat eksildikçe manevi değerlerden maddi değerlere kayış (kültür göçü) gerçekleşmektedir. 
Bir kent(şehir) hayal edelim; Bu şehir de insanlar güler yüzlü, insanları çekinmeden, gocunmadan, acaba niye demeden selamlaşabiliyor. Bir birlerinden rahatsız olmadan ve rahatsız etmeden yaşam sürmektedirler. Bu şehir de huzur evi yok, çünkü o şehir de anneler, babalar, dedeler, nineler çocuklarının ve torunlarının yanında hayata gözlerini yumuyorlar. Yoksa kimsesiz herkesten uzak bir binanın soğuk duvarlarının dibinde değil. 
Bu şehrin en güzel insanları, en örnek insanları din adamları, öğretmenleri ve insanlar bir müşkili (sıkıntısı) derdi olduğunda bir din adamı, öğretmene, âlime gidip danışayım sıkıntımı çözsün diyebilmelidir. Bu şehrin en örnek insanları bunlardır. 
O şehrin alışveriş merkezleri ve iş yerleri kadar, kütüphaneler de dolup taşıyor. O şehrin insanları, tüccarları şehirden ne kazanabilirim derdinin yanında, o şehre ne katabilirimi düşünüyor. Şehir den beslenmeyi düşündüğü kadar, şehri beslemeyi de düşünüyor. O şehrin insanları para kazanmaktan çok dua kazanmayı, gönül kazanmayı, insanları kazanmayı düşünüyor. O hayal ettiğimiz şehrin insanları yaptıklarımız sadece bu dünyada değil, ahret’te de karşımıza nasıl çıkar diye düşünüyor. 
Kur’an-ı Kerim yaşanır bir şehrin tanımını yapıyor, Lut kavmin den bahsederken anlatır; ‘’BİZ ONU HALKI KÖTÜLÜK YAPAN BİR ŞEHİR DEN ÇIKARDIK.’’ Yine diğer bir ayette ise müminlere ve müminlerin duasından, ‘’HALKI ZALİM OLAN ŞU MEMLEKETTEN, ŞU ŞEHİR DEN KURTAR YA RABBİ !’’ diye dua eden müminlerden haber verir ve bahseder. 
Hz. Peygamberi, Mekke’yi terk ettiren o şehrin alışverişi, ticari imkânların kısıtlanması veya başka maddi unsurlar değildi. O şehir deki insanların, o şehri yaşanmaz kılması idi. Medine’ye koşturtan da oradaki ahlaklı, güzel huylu, erdemli insanlardı. Manevi değerlerle bezenmiş bir şehrin hayali bile güzel iken, içinde bulunduğumuz oruç ve erdem ayı (Ramazan ayı) gölgesinde, gerçeği ne kadar ve nasıl güzel olur düşünün! 
Bizim köyde muzip bir arkadaş var, onun da şehirlerarası yolun kenarında bakkalı var işletir. Bir gün köye dışarıdan bayramda yoldan geçen bir misafir gelir. Arkadaşın bakkalına girer alışveriş için beş altı madde sayar. Bakkal olan arkadaş iki, üç maddeyi müşteriye verir. Diğer vereceği maddeler kendi dükkânın da olmadığından yok diyemez. Muziplik bu ya ben siftah yaptım karşıdaki komşu bakkal dan diğer ihtiyaçlarını karşılamasını ister. O yabancı misafir ciddi bir şekilde bu köyde herkes bir birlerini böyle düşünür fesatlık olmaz ve anlayışlımıdır? diyerek fikir alır. Bakkal öyledir der muzipliğince, misafir hemen ben buraya yerleşir, burada yaşarım der. 
İnsan insanların olduğu yerde yaşayabilir. Bütün insanların birbirinin kurdu olduğu yerde rahat yaşam süremez. Hz. Peygamber hakiki müslümanı tanımlarken; ‘’ Müslüman diğer Müslümanların elinden, dilinden emniyette olduğu kişidir’’ der. Bir şehir de yaşayanların, o şehre kattığı güler yüzüyle, güzellikleriyle yaşanır hale getirmelidir. 
Ya Rab! Önce kendimizi, etrafımızı, çevremizi güzelleştirenlerden ve güzel insanlar ile beraber olanlardan eyle. 
23.06.2016 SOSYOLOG MUSTAFA GÖKER 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 






Adresimiz:
Çaybaşı Mahallesi 1582 Sokak No:14/3 Kat:2 (Merkez Bankası Arkası) DENİZLİ
Telefon:
0 258 265 59 99 (pbx)
E-posta:
hizmet@hizmetgazetesi.com.tr
Faks:
0 258 265 72 52




MEGA TASARIM © 2018