MUSTAFA GÖKER - EMPATİ=HEMHAL=HALDEN ANLAMAK=KENDİNİ ONUN YERİNE KOYMAK | Denizli Hizmet Gazetesi -

EMPATİ=HEMHAL=HALDEN ANLAMAK=KENDİNİ ONUN YERİNE KOYMAK
MUSTAFA GÖKER

                    Facebook'ta Paylaş     |    

1/6/2016
Rabbimiz Kur’an-ı Kerim de, birçok konuyu ve sorunları çözümlerken başkasının yerine kendimizi koyarak sorunları çözmemizi ister. Mesela, infak ( hayır etme ) konusunda; Rabbimiz birisine vereceğimiz bir yardımı, alacak olanın yerine kendimizi koymamızı, verildiğin de burun kıvıracağımız bir şeyi yardım adında infak etmememizi bizlere buyurmaktadır. 
Hz. Peygamber bu konuda altın kural belirler! ‘’ Kendin için istediğini başkası için de istemedikçe hakiki (bırakın ahlak sahibi olmayı) iman etmiş olamazsınız’’ der. Ebu Cehil’in oğlu İkrime Müslüman olmak için Medine’ye geldiğinde peygamberimiz sahabelerine şöyle buyuruyor; İkrime’nin babasının hakkı, hukuku geçmedik hiç kimseniz yoktur. Babasına kızgınlığınız, öfkeniz İkrime’ye olan tavrınızı etkilemesin. Kendinizi onun yerine koyun ve onun babası ölmüştür. Müşrik, kâfir, yanlış yolda dahi olsa babasına küfür etmeyin, babası onun değeridir ve ona saygılı olun der. 
Sizin için alelade olan bir şey karşınızdakinin değeridir der ve ‘’ÖLÜLERİNİZE KÜFÜR ETMEYİN’’buyurur. Sahabelere İkrime’nin yerine kendilerini koymalarını istemektedir. Karşıdaki kişi ile hemhal olmayı düşündürmektedir. 
Zina etmek için peygamberden izin isteyen bir gence bile cevabı; O gence zina edeceği kişinin yerine kendisini koymasını, başkasının kendi annesiyle, teyzesiyle, kız kardeşi ile zina edilmek istendiğinde, o gencin tavrını ona göre şekillendirmesi gerektiğini söyler. O gence, o duyguyu, o idraki düşündürmek olmuştur. 
Yine adamın biri geliyor, Hz. Peygambere kalbinin kasvet kapladığından (katılaştığından) bahsediyor. O sahabeye Hz. Peygamber git ve bir garibanı doyur, bir yetime ikram etmeyi, yardım etmeyi bu yardım sayesinde kalbinin yumuşayacağını, merhamete geleceğini, kendisinin de karşısındakinin yerine düşebileceğini ve onların gözyaşları, onların halleri kendi kalbinin değişmesine ve hassaslaşmasına sebep olacağını söyler. 
Hassasiyet; Çok hisli, çok duyarlı olmak demektir. 
Evimize karşı hassasız, arabamıza karşı hassasız ama karşımızdaki insanlara karşı hassas olamıyoruz. Neden mi? 
‘’ Hassasiyetini kaybeden, (haysiyetini) insaniyetini kaybeder.’’ Sadece ben, sadece biz, diyor karşımızdakinin yerine kendimizi koyamıyorsak, kendi duygularımızın farkına varamıyorsak insanlığımızı kaybetmeye başladığımız andır. 
Bir hiç uğruna dışladığımız insanlar, bir çıkar uğruna yok ettiğimiz insanlara karşı hassasiyetimizi kaybetmiş bulunmakta isek dikkat edelim ki! 
İnsan olmak, ahlaklı olmak başkası ile hem hal olduğumuz zaman başlar. Eğer bir hiç uğruna karşımızdaki insanların değerlerine zarar verdiğimiz veya vereceğimiz zaman Kur’an ve Hadislerin metodu doğrultusun da hareket etmeliyiz. 
Kur’an; Yapacağımız bir hareket ve iş, bana yapılırsa ben ne hisseder, ne düşünürüm dedirttirmektedir. TOLSTOY’UN müthiş bir ifadesi;  
‘’Kendi acısını hisseden canlıdır. Başkasının acısını hisseden insandır. Bütün mesele de insan olabilmektedir. 
Allah, insan olmayı, insanlığını koruyabilmeyi, insan olarak ölmeyi nasip etsin. 
01.06.2016 SOSYOLOG MUSTAFA GÖKER 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 






Adresimiz:
Çaybaşı Mahallesi 1582 Sokak No:14/3 Kat:2 (Merkez Bankası Arkası) DENİZLİ
Telefon:
0 258 265 59 99 (pbx)
E-posta:
hizmet@hizmetgazetesi.com.tr
Faks:
0 258 265 72 52




MEGA TASARIM © 2018