MUSTAFA GÖKER - VEREN EL’ Mİ = ALAN EL’ Mi | Denizli Hizmet Gazetesi -

VEREN EL’ Mİ = ALAN EL’ Mi
MUSTAFA GÖKER

                    Facebook'ta Paylaş     |    

21/3/2016
FARZ: Hem sözü, hem manası Allah’a ait olan emir ve nehiylerdir.  
A - Farzı Ayın = Fert olarak herkesin sorumlu olduğu vecibeler, sorumluluklardır. Namaz, Oruç, Hac, vs. gibi ibadetler. 
B - Farzı Kifaye = Toplumda bir veya birkaç kişinin yapmasıyla bütün o toplumun sorumluluktan kurtulduğu dini vecibe ve ibadetlerdir. Cenaze namazı, Emri bil Maruf, Nehyi an-il Münker, vs. gibi sorumluluklarımız dır. 
Yüce yaratıcı toplumda bir denge ve düzen gözettiği için o toplumun genelinin dini sorumlu olduğu vecibeler ( sorumluluklar ) yüklemiştir. Hz. Peygamber ve Müslümanlar Mekke’den 622 yılında, Medine’ye hicret ettiklerinde; Hicret eden ( muhacirler ) evini barkını, çoluk çocuğunu, eşini kısaca her şeylerini Allah için Mekke’de bırakarak, Medine’ye ( Yesrib’e) geldiler. 
Medine’nin yerli insanları ( Ensar ) gelen muhacirlere neleri var ise, ( İSAR ) kendinden önce Müslüman kardeşlerini düşünüp onlarla varlıklarını paylaştılar. Sırf Rıza-i bari ( Allah Rızası ) için MUAHAAT ( kardeşlik ) amacıyla yardımda bulundular. Allah’ın verdiği nimetleri paylaşırken Medineli sahabiler, muhacirleri töhmet altında bırakmadılar onları rencide etmediler, teşekkür, karşılık beklemediler. 
‘’Sağ elinin verdiğini, sol elin duymayacak ‘’ hadis-i şerif mucibince verdiklerini unuttular. Bizlerde günümüzde ülkemize dışarıdan gelen rengi, ırkı, dini, milliyeti ne olursa olsun bize sığınanlara (muhacir)’e, Medine’liler gibi ( Ensar ) olabilmek erdemliğin zirvesi, hamlığın olgunlaşması, hakiki iman sahibi yolundaki adımlarımız, Rahmet-i Rahman’ın üzerimize gelmesine vesiledir. 
Çünkü Hz. Allah Kerim kitabında ‘ Açık açık isteyene, ar-ın’dan isteyemediği için mahrum kalmışa ver. ‘ ( Meariç suresi / 24-25 ) Karşılıksız vermek Allah’ın sıfatı ile boyanmak, o toplumda varlığı olanın, varlığı olmayana vermesi demek bencilliği kırmak, toplum barışını sağlamak zengin fakir düşmanlığını ortadan kaldırması demektir. Marks’ın sınıf kavgasını yok etmesi çatışmacılığın önüne geçmek demektir. Kur’an da ki ‘’Yes elüneke anil enfal ‘’ ( Sana nelerden infak, hayır etmek ) sorusuna, Müslümanların; El cevap ihtiyacından fazlasını tasadduk etme emriyle muhatap tır. 
Bu bir teşhis değil; Senden isteyeni Allah versin diye huzurundan rencide eder, hakaret ile kovalarsan, vereceğin 1 ( bir) lirayı veyahut vermeyecek sen de tatlı bir dille onu kendinden uzaklaştırmalısın. Yaratıcı sana vermiş, O’ nun adına sen veresin diye yoksa sende var olanı da senden, bilemeyeceğin bir şekilde senden alır. Sonra sebepleri suçlar durursun, isteyicinin durumuna düşer ömrünü cehennem vari bir şekilde yaşar, dövünür, sızlanır durursun. 
Hz. Peygamber bir hadis-i şerifte şöyle buyurmakta; ‘ Hiçbir kınayıcı, kınadığı başına gelmedikçe dünyadan ayrılmaz der. Yapacağımız bir şeyin bir adım ileri ve gerisini iyice düşünüp ondan sonra ne yapacaksak yapmalıdır. Sonuç olarak: Allah, Peygamberin, dinin ve büyükler (atalar), örf, adet, geleneğin vermeyi emrederken sen tersi uygulamaların ile muhalefet etmiş olursun. Cennet arzu eden kardeşim ahrete göçmeden güzelim dünyanı cehennem’e çevirmiş bela ve musibetini kendi elinle hazırlamış olursun vesselam. 
M. GÖKER  
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 






Adresimiz:
Çaybaşı Mahallesi 1582 Sokak No:14/3 Kat:2 (Merkez Bankası Arkası) DENİZLİ
Telefon:
0 258 265 59 99 (pbx)
E-posta:
hizmet@hizmetgazetesi.com.tr
Faks:
0 258 265 72 52




MEGA TASARIM © 2018