Doğan Demircioğlu BİR EFSANEYDİ O!... | Denizli Hizmet Gazetesi


Doğan Demircioğlu BİR EFSANEYDİ O!...



Denizli´de özellikle 70´li yıllarda büyük bir girişimcilik heyecanı yaşanıyordu. Küçüklü büyüklü yatırımcıların bir araya gelerek ülkenin açlığını duyduğu konularda üretime cesurca giriştikleri görülüyordu.


Bunların ilklerinden birisiydi o... 
Kısa sürede hızla büyüdü. Günümüzde adeta sihirli bir kavram olan markalaşmanın en güzel örneği oldu... 
Ülkemizin en önemli markalarından birisiydi o... 
Çelik tencereye ismini veren markaydı; Emsan! 
1970 yılında kurulan, ilerleyen seneler içinde birbiri ardına yapılan 4 fabrikasında 2.500´den fazla insanı çalıştıran ve ne yazık ki, 1999 yılında üretimine son verilen bir firmanın hazin bir öyküsüydü Denizli´de Emsan!... 
Bu öykünün bir kahramanı vardı: Doğan Demircioğlu... 
Onu yakınlarından dinliyoruz. 
Kardeşi Çetin Demircoğlu anlatıyor: 
Baba Ramazan Bey Akalan kasabasından gelip ticaret yapmak üzere Denizli´ye yerleşir. Ekmekçi Çıkmazı´ndaki bir evde eşi ve 3 çocuğuyla, birlikte kiracı olarak oturmaktadırlar. Komşulukların en güzelinin yaşandığı, çocukların oyunlarında özgürce kendi dünyalarını kurdukları yıllardı. 
"...Doğan Ağabeyim benden dört yaş büyüktü. Evimizin bahçesinde bakkalcılık oynardık. Ağabeyim dokuz yaşından itibaren okuldan arta kalan zamanlarda babamın Kaleiçi´ndeki züccaciye dükkânında çalışmaya başladı. Çok zeki ve güçlü bir matematik hafızası olmasına rağmen ilkokulu bitirdikten sonra ticaret sevdası eğitimine devam etmesine engel oldu. 
Saltak Mahallesindeki evimize taşındıktan sonra ergenlik yaşlarında başka bir tutkusu oluştu; futbol. Pazar günleri erkenden kalkar, akşam saatlerine kadar bıkmadan usanmadan top peşinde koşardı. Derken amatör takım Çelikspor´da oynamaya başladı. Daha sonraları Yeşil Çelikspor adını alan bu kulüpte sağaçık mevkiinde top koşturdu." 
 
Doğan Demircioğlu 1960 yılında Konya´da vatani görevini tamamlar. Askerlik dönüşü Ramazan Bey dükkânın tüm sorumluluğunu Doğan´a bırakır. Ticareti tutkuyla yapan Doğan´ın aklı sürekli sattığı ürünlerin, günün birinde imalatını yapabilmektir. Önceleri, satışını yaptığı porselene merak sarar. Kardeşi Çetin lise öğrenimini bitirmek üzereydi ve onun mutlaka Kimya Mühendisliği eğitimi almasını istiyor ve ilerde birlikte porselen üretimi yapma hayalleri kuruyordu. Üretim için ilk hamleyi İzmir´den getirttiği Hüsamettin Usta ile yaldız atölyesi kurarak yapar. Yanı sıra cam bardaklara dekor yapan atölye açar. Artık kendi ürettiği malların satışını yapmanın heyecanını yaşamaktadır. 
"... Doğan Ağabeyimin yoğun telkinleri sonucu Ankara´da Kimya Mühendisliğinde öğrenime başladım. Tatillerde Denizli´ye geldiğimde geceleri geç saatlere kadar süren sohbetlerimiz olurdu. Ağabeyimin porselen üretimi konusundaki planlarını dinlerdim." 
Bu arada Doğan Demircioğlu Denizli´de çevresindeki bazı arkadaşları ve dostları ile bir üretim tesisi kurma girişimlerine başlamıştır. Derken porselen üretimi fikri, birden emaye mutfak eşyaları üretimine çevrilir. Bilgi açlığının çok büyük olduğu, ancak bilgiye ulaşmanın çok zor olduğu yıllardı. 
"...Ağabeyim emaye mutfak eşyaları üreten İzmir´deki Karaoğlu firmasının mallarını satardı. Dostlarını devreye sokarak, benim Karaoğlu üretim tesislerinde staj bahanesiyle girmemi sağladı." 
Ancak istedikleri bilgi transferini sağlayamazlar.  
" ...Fakülteyi bitirince ağabeyimin çizdiği hedef doğrultusunda, emaye konusunda en iyi deneyimi kazanabileceğimi düşündüğüm Maden Teknik Araştırmada çalışmaya başladım. Orada seramik konusunda doktora derecesi olan Alton Doğu ile tanıştım. Mesai dışında onunla küçük üretim denemeleri yapıyorduk." 
Doğan Demircioğlu 22 ortak ile 1970 yılında şirket kuruluşunu gerçekleştirir. 1972 yılında Kayhan´da arsa alınır ve inşaata başlanır. Seramik Doktoru Altan Doğu emaye fırınlarının tasarımını yapar. İlk emaye tencereyi 1973 yılının son günü üretirler. Artık rüya gerçekleşmiştir. 
Doğan Demircioğlu´nun muhteşem öngörüsü sonucu, kısa zamanda ürünlere büyük bir talep oluşur. Bu Emsan´ın doğuşuydu!... 
 
Doğan Yenerer anlatıyor: 
Aslen İzmirlidir. Babasını küçük yaşta kaybeder ve annesiyle birlikte dayısının işi nedeniyle Denizli´ye yerleşirler. Denizli Erkek Sanat Enstitüsünde okur. Okul bitince Denizli sanayide Hulusi Kaftan´ın torna atölyesinde çalışır. Doğan Demircioğlu ile o yıllarda tanışır ve iyi bir tavla arkadaşlığı vardır. Daha sonra İzmir´e döner. 
". ..Karaoğlu Emaye Tencere Fabrikasında kalıp ustası olarak çalışıyordum. Denizli´den bir tornacıdan ortaklık teklifi aldım. Doğan´a tekrar Denizli´ye dönmek üzere olduğumu söyledim. Bana ´hiçbir yere gitmiyorsun, bize geliyorsun ´ diye kararlı bir şekilde ısrar etti. Emsan´da çalışmaya başladım, ilk yaptığımız emaye kasenin fırından çıkışındaki heyecanını unutamam; ´Köşeyi döndük... Köşeyi döndük!...´ diye sevinçten haykırmıştı. 
Müthiş bir rakam zekası vardı. Cumartesi günleri yönetimdeki elemanlarla beraber Mantar restorana yemeğe giderdik. Bir keresinde üç haneli iki rakamın çarpım sonucu için iddiaya girildi. Kaybeden yemek faturasını ödeyecekti. Arkadaşlar o zamanlar kullanılan mekanik Facit hesap makinesi ile sonucu çıkarıncaya kadar, akıldan sonucu söylemişti. 
işçisinin emeğinin karşılığını zamanında almasını çok önemserdi. Maaşlar her ayın yedisinde ödenirdi. Paralar da o tarihlerde posta çekleri ile gelirdi. Cuma günü oldu halen çekler ulaşmadı. İzmir´deki toptancısını aradı. ´Yarın şu kadar paraya ihtiyacımız var. Saat dokuzda hazır olsun´ diye tembihledi. 
İzmir´e sabah çok erken saatte yola koyulduk. Parayı teslim alıp, öğleyin 12:15´te, paydos öncesi paraları dağıtmaya başlamıştık. Doğan´a ne gereği vardı bu kadar telaşa, Pazartesi günü çekler geldiğinde ödemeyi yapardık dediğimde, ´Öyle söyleme, o işçinin o parayı gününde alması gerekir; belki bakkala, belki manava borcunu ödeyecektir. İşçimi onlara karşı mahcup düşüremem´ dedi.  
 
Osman Sabit Can anlatıyor: 
1973 senesinde Emsan´da muhasebe sorumlusu olarak işe başlar. Bir yıl sonra askerlik görevi için ayrılır. 1975 senesi Temmuz ayından itibaren Doğan Demircioğlu´nun en yakınındaki kişilerdendir. Doğan Demircioğlu´nun vefatından sonra 1990 yılı Aralık ayında emekli olarak ayrılır. 
"...Kısa zamanda satışlarımız artmıştı. Muhasebeyi yeni elemanlarla takviye etmemiz gerekiyordu. İlk etapta bulabileceğimiz en iyi elemanları işe almamızı, daha sonraları da kendi içimizde yeni genç elemanları yetiştirmemizi istedi. 
 
Çok ileri görüşlüydü. Yemekli toplantılarımız olurdu. Bunlar günlük iş görüşmelerimizin devamı niteliğindeydi. Çevresinde çalışanlarının öneri ve uyarılarına da her zaman duyarlıydı. Sanayiciliği yüksek bir ahlak anlayışı ile yaptığını şu anımla hatırlarım: Hammadde tedarikinin sıkıntılı olduğu tahsis dönemleriydi. Ereğli Demir Çelik´ten bize tahsis edilen miktarın yarısını kullanabilmiştik. Benim de olduğum görüşmede, birisi bizim kullanmadığımız tahsis miktarı için kg başına 5 TL gibi fark vereceğini, bu hakkı kendisine devretmemizi teklif etti. Doğan Bey ´arkadaş biz sanayicilik yapıyoruz. Devletin bize sağladığı imkanı bu şekilde suiistimal edip, böyle para kazanmak istemeyiz´ demesi, ahlak dersi niteliğindeydi. 
Sağlığına hiç dikkat etmez, yakınları kontroller yaptırması için uyardığında da ´siz kendinize bakın, ben gayet sağlıklıyım´ derdi; Onca başarılara imza atarken, tek başaramadığı şey yaşamını sağlıkla sürdürememekti." 
 
Necati Çağırgan anlatıyor: 
1974 yılında liseyi bitirince Emsan´da çalışmaya başlar. Yüksek öğrenimi boyunca, sınav zamanları dışında, Emsan Muhasebe Bölümünde çalışmaya devam eder. 
"... Çok güçlü bir hafızası vardı. Hesap makinesi kullanmazdı. Muhasebeden takip edilecek rakamları hafızasından takip ederdi. Bizlere öylesine bir enerji veriyordu ki, onun yanında hata yapma şansınız olamazdı. Her akşam toplanılır, günün kritiği yapılırdı. Bu toplantılarda sürekli ayakta durur, yürürdü. Sabahları erken saatte gelir, verdiği imalı mesajlar nedeniyle, bizlerin de geç kalma lüksü olamazdı. 
Doğan Bey hiçbir zaman kimseye işini nasıl yapması gerektiğini söylemezdi. Ancak işinize bağlı ve işinizi seviyorsanız, konuşma sırasında, sohbet aralarında belirttiği ince noktaları takip etmeniz yorumlamanız gerekirdi. 
Çevresindekilerin sağlığıyla ne kadar ilgileniyor idiyse, kendi sağlığına dikkatte bir o kadar ilgisizdi." 
 
Ahmet Türkmen anlatıyor: 
1956 yılında Bilge Hanım ile evlenerek Demircioğlu ailesine katıldı. Önce Ziraat Bankasında, ardından Emlak Kredi Bankasının bir çok şubesinde görev yaptıktan sonra, 1979 yılında İzmir Şubesi Müdürlüğünden emekliye ayrıldı. Yine aynı yıl Emsan ailesine katıldı; gruba bağlı çeşitli şirketlerde yönetim kurulu üyesi ve pazarlama teşkilatlarında yönetici olarak görev aldı. 
"...Doğan, kayınpederimin Kaleiçi´ndeki züccaciye dükkânında büyüdü diyebiliriz. Pazarlama yeteneğini orada kazandı. Müşterilerini ikna etmekte çok başarılıydı. Doğan´ın gençliğinden beri üretmek yönünde de hayalleri vardı. Züccaciye dükkanında ki ithal emaye mutfak eşyalarının çok satılması, üretim konusunu seçmesinde etken olmuştu. Çok kararlıydı ve hayalini gerçekleştirmede kendisine yardımcı olacak kardeşinin mutlaka kimya mühendisliği eğitimi alması yönünde ısrarcıydı. Çevresindeki dostlarını ikna ederek, Emsan´ı kurduğunu Konya´da görev yaptığım sıralarda öğrendim. 
1973 senesi Aralık ayının son günleriydi; sabaha karşı beni telefonla arayarak ilk emaye mamulü çıkardıklarının müjdesini veriyordu. O günkü sevincini ve heyecanını unutmak mümkün değildir. 
En büyük tutkusu futboldu. Denizlispor yönetiminde görev aldı. Daha sonra kurulan Emsan Şirinköyspor´la da yakından ilgilenirdi." 
 
Kemal Yalçın anlatıyor: 
1977 yılında öğrenci olarak Emsan´da staj yapar. 1978 yılında son sınıfta olaylar nedeniyle fakülte tatil edilince, daha mezun olmadan Emsan´da çalışmaya başlar. 1995 yılında kendi işini kurmak üzere ayrılır. 
"... Emsan ´da göreve başladığımda Kimya Mühendisi olarak ortaklar Çetin Demircioğlu ve Hulusi Şahin vardı. Ben firmada üçüncü Kimya Mühendisiydim. İlk zamanlar emaye işletme-sindeki sorunların giderilmesi yönünde çalışmalar yapıyorduk. O sıralarda emayenin hammaddesi dışarıdan temin ediliyordu. Daha sonraları küçük bir Ar-Ge laboratuvarı kurduk. Orada kısıtlı imkanlarla emayenin hammaddesi firiti üretmeye çalışıyordum. Bir Cumartesi öğleden sonra, Doğan Bey ve diğer yönetici kadrolar bahçede sohbet ediyorlardı. Üretmeye başardığım küçük bir parça firiti kendisine gösterdim, ´işte bu... Tamam oldu bu iş!... ´ diye heyecanla ayağa fırladı. O mütevazi laboratuar da bir süre küçük miktarlarda firit üretmeye devam ettik. Ardından yeni kurulan bir şirkette endüstriyel boyutta firit üretilmeye başlandı. 
Yeniliklere inancı çoktu ve beni destekledi. Önemli girdilerimizden bir diğeri de emaye boyalarıydı. Bunun için bazı ölçü cihazlarına ihtiyacımız vardı. Birlikte trenle İstanbul´a gittik. ´Bak; istediğin cihazın parasıyla ben bir pres alırım ; seçimini ona göre yap’ diyerek  
sorumluluk yüklerken, aslında cesaretlendirmenin işaretlerini veriyordu. Bir süre sonra bunların üretimini de kendi bünyemizde gerçekleştirmeye başladık. Doğan Bey´i patronumuz olarak görmezdik; kapısı her zaman hepimize açıktı. O sanki diğer çalışanlardan herhangi birisiydi." 
 
Tevfik Pekşen anlatıyor: 
Makine Mühendisidir. 1982 senesinde satın alma biriminde görevlendirilir. Ayrıldığı 1988 tarihine kadar Doğan Demircioğlu ile yakın çalışma içinde olmuştur. 
"...Olaylara, kritik durumlara karşı hareket edebilme kabiliyeti hayranlık uyandıracak düzeydeydi. Özgüveni, hafızası, piyasa tecrübesi, kararsız olmaması çevresindeki insanlar üzerinde otorite kurmasına yetiyordu. 
Birlikte çalıştığımız dönemde tesadüfen yanımdan geçerken, bir gün önce satın aldığım malın hangi ambardan çıktığını ve kamyon plakasını söylemesi şaşırtmıştı. Yeni işe girmiş bir çalışanın üzerindeki etkiyi, motivasyonu düşünebiliyor musunuz? 
Ar-Ge çalışmasından çıkan yeni ve farklı bir desenin, dekorun satmayacağını, halkın anlayacağı şekilde bir deseni, dekoru tarif edişindeki kararlılığı unutamam... 
Kalorifer tesisatı yapan bir firmayı, zeytinyağı ile uğraşan ahbabını ziyaretleri sırasında ikna kabiliyeti ile pazarlamacı yapması beni etkilemişti. Birçok zeki fikirleriyle karlı işler çıkartırdı. 
Yaptığım işlerde, araştırmalarda, yeniliklerde ne bana ne de rahatsız olan yakın arkadaşlarına açık vermeden mimikleriyle, davranışlarıyla destek olmasını unutamam! 
Firmasının satın alma yaptığı yakın arkadaşları vardı. Ama öyle ustaca, ilişkileri bozmadan, destek vererek çalışırdı ve önlemini alırdı ki, hiç kimse bir şey söyleyemezdi. 
Desteklediği kişiler firmanın önüne geçtiğinde net bir şekilde operasyon yapardı. 
Çok güzel el yazısı vardı hâlâ hatırlıyorum. Futbol zevkiyle, telaşlı hareketleriyle, uçak korkusu gibi zaaflarıyla, sevdiklerine karşı aşırı titizliğiyle güzel ve doğal bir insandı. 
Ben kendisinden çok yardım ve destek aldım. Nur içinde yatsın..." 
 
Bahtiyar Aksoy anlatıyor: 
Basın Yayın Yüksekokulu mezunudur. Askerlik görevinin hemen ardından 1986 yılında Emsan´a katılır. Emsan´a kilit vuruluncaya dek kalan son kişilerdendir. 
"...O tarihlerde Emsan´da çalışmak bir ayrıcalıktı. Yeni kurulmuş olan Reklam ve Halkla İlişkiler biriminde çalışmaya başladım. Odamız Doğan Beyin odasının tam karşısındaydı. Onun günlük yaşamının her anına şahit oluyordum. Çok hareketli bir yapısı vardı. Birilerine bir şey soracağı zaman, koşarak yanına giderdi.Yemekhanelerimiz idari binamızın dışındaydı.  
Yemekhaneye gidip, yemeğini yiyip geri dönüşündeki hızını takipte güçlük çekerdim. 
Kıvrak, ince bir zeka ve çok kuvvetli hafızaya sahipti. 
Fotoğraf çektirmekten pek hoşlanmazdı. Bu nedenle vefatı sonrası bulabildiğimiz tek fotoğrafı, benim kendisine ödünç verdiğim kravatla çekilen portresiydi." 
 
Atilla Yeşilay anlatıyor: 
Doğan Bey´in kardeşi Çetin Demircioğlu´nun üniversite yıllarından arkadaşıdır. Ankara´da aynı evde uzun süre birlikte kalmışlardır. 1992 yılında emekliye ayrılmıştır. 
"...Üniversite sonrası 1974 yılında Devlet Su İşlerinde çalışmaya başladım. Çetinle tanışıyor olmamızdan dolayı, Emsan´dan teklif aldım. İlkönce satın alma biriminde, daha sonra personel ve dış ticaret birimlerinde görev yaptım. Doğan Bey´le Denizlispor´daki faaliyetleri nedeniyle çok sıkı birlikteliğimiz oldu. Doğan Bey futbol aşığı ve Denizlispor fanatiğiydi. 1982 -1983 sezonunda takımın 1. lige çıkışında en büyük pay sahiplerinden birisidir. Denizlispor´a genç sporcuların kazandırılmasına çok önem verirdi. Bir dönem ortaklarımızdan Hulusi Şahin Bey´in önerisi üzerine Şirinköyspor´u destekleyerek, Denizli Emsan Şirinköy İdman Yurdu adı altında amatör takım oluşturuldu. Amacı bu takımın Denizlispor´un alt yapısı gibi çalışarak, genç yetenekleri kazandırmaktı. Nitekim Emsan Şirinköyspor 1984-1985 sezonunda profesyonel 3. Lig´e yükseldi. 
Doğan Bey çalışanlarla bir aile gibi olmak isterdi. Didim Akbük´te bir kampımız vardı. Her çalışanımız 10 gün süreyle ailesiyle birlikte bu kamptan ücretsiz olarak yararlanabilirdi. Kampın gazinosu vardı. Hafta sonları müzikli programlar bile yapılırdı." 
Erkan Değirmenci anlatıyor: 
Doğan Demircioğlu´nun çocukluk arkadaşıdır. Küçük yaşlardan itibaren terzilik yapmaktadır. Vefatına dek arkadaşlıkları sürmüştür. 
"... Ben Katip Çelebi´de okudum. Doğan Gazi Okulunda. Ben terzilik yapardım. Doğan da babasının Kaleiçi´ndeki züccaciye dükkânında çalışırdı. Gündüzleri çarşıda dükkânına uğradığımda uzun çay sohbetlerimiz olurdu. Akşamları da benim terzi dükkânına gelir sohbetlerimiz sürerdi. Çok büyük futbol tutkusu vardı. Den izli spor´da yöneticilik yaptığı yıllarda benim terzi dükkânı adeta futbolcu transfer ofisiydi. 
Hiç unutmam, bir tarihte amatör bir takımda oynayan futbolcuyu keşfeder. Denizlispor´a transferi için pazarlık eder. Bir fiyatta anlaşırlar. Ancak kendisi karar vermek istemez. Benim dükkânda diğer yönetici arkadaşların da görüşlerini almak istedi. ´Bu yetenekli futbolcu için ne dersiniz diye görüşlerini sordu. Arkadaşların tümü ´o çok çelimsiz; ondan futbolcu olamaz´ diyerek karşı çıktılar. Daha sonra o futbolcu l.Lig kulüplerine transfer oldu. Sonunda da Fenerbahçeli Rıdvan oldu. 
Giyimine çok özen göstermezdi. Kendisine takım elbise yapmamı isterdi. Gel kumaşı seçelim dediğimde, ´git kumaşı sen alıver´ derdi. 
Gençliğinden beri kafasında hep sattığı ürünleri günün birinde üretimini yapmak vardı. Bir gün bana da ´emaye fabrikası kuracağız sen de ortak olmak ister misin?´ diye sordu. ´Yalnız iyi düşün, sen ekmeğini iğneden kazanıyorsun; bu işte kazanmak olduğu gibi kaybetmek de var´ diye uyardı. Ben de küçük bir hisse ile Emsan´ın kurucu ortaklarından oldum." 
 
Hasan Pire anlatıyor: (Muhasebe Elemanı) 
"...Satışların çok iyi olduğu dönemlerdi. Senetler çuvallarla gelir, teker teker tasnif edilip girişleri yapılıp işlenmesi gerekirdi. Bu işler Çınar´daki ofiste yapılıyordu. Çoğu zaman geç vakitlere kadar çalışmak zorunda kalırdık. Bir akşam çalıştığımız yere geldi. Hepimizin masasında bisküvileri görünce, ´bu böyle olmaz, bundan böyle gece çalışmaya kalınca Çınar´daki bir lokantaya gidip düzgünce yemeklerinizi yiyeceksiniz´ demişti." Çalışanlarıyla doğrudan bu şekilde ilgilenmesi bizi çok duygulandırırdı." 
 
Emsan´ın şu anda Denizli´de varlığını sürdüren hiçbir firması olmasa da, oluşturduğu kültür sayesinde, bugün, her seviyede olmak üzere, Denizli´nin çok sayıda sanayi kuruluşunda, Emsan´da kazanılan değerlerle donanmış elemanlar görev yapmakta, bir kısmı da kendi kurdukları yeni işlerini başarı ile sürdürmektedirler. 
Doğan Demircioğlu gelecek kuşaklara çocuk denilecek yaşlarda kurulan hayallerin, sağlam temeller üzerinde ve güçleri birleştirerek ne büyük değerler yaratılabileceğinin dersini verdi. 
Ve kısacık yaşamı içinde tüm bu başarılara imza atan Doğan Demircioğlu: Bir efsaneydi o!... 
Ruhu şad olsun! 
 
Cafer Sadık Abalıoğlu Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından yayınlanan Geçmişten Günümüze Denizli Dergisi’nin 56. Sayısında (Ocak-Nisan 2018) yer alan “Doğan Demircioğlu Bir Efsaneydi O!...” başlıklı yazıyı dergi yönetiminden alınan izinle aynen gazetemizde yayınlıyoruz. 


01.06.2018



İlginizi Çekebilir




Adresimiz:
Çaybaşı Mahallesi 1582 Sokak No:14/3 Kat:2 (Merkez Bankası Arkası) DENİZLİ
Telefon:
0 258 265 59 99 (pbx)
E-posta:
hizmet@hizmetgazetesi.com.tr
Faks:
0 258 265 72 52




MEGA TASARIM © 2018