SON DAKİKA

HIFZISSIHHA (25.03.2020)

Bu haber 25 Mart 2020 - 13:25 'de eklendi ve 30 views kez görüntülendi.
960x100 px

Dünyayı kasıp kavuran koronavirüsle mücadele önemli yer tutacak olan hızlı tanı kitleri Çin Halk Cumhuriyetinden Türkiye’ye getirildi. Koronavirüsle mücadelede hızlı tanı kitleri kısa sürede daha fazla kişiye test yapılmasında etkin rol oynayacak.  

Bu tanı kitlerinin ilk partisinin 1940 yılında Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsün ‘de üretilip Kolera salgını için Çin’e gönderdiğimiz aşılar teşekkür mahiyetinde ücretsiz gönderildiği iddiaları sosyal medyada dolaştı, fakat bu iddialar Sağlık Bakanı tarafından yalanlanarak kitlerin ücretlerinin ödendiği söylendi. Bu vesile ile Atatürk’ün silah arkadaşı Dr. Refik Saydam tarafından kurulan Hıfzıssıhha Enstitüsü’nün tarihçesini hatırlayalım;

Bozkırın ortasına kurulan Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü 27 Mayıs 1928’de Türkiye’nin ilk halk sağlığı laboratuvarı olarak hizmete girdi. Enstitü hızlı yayılan enfeksiyon hastalıklarıyla mücadele etmeye başladı.

1931 yılında, ağız yoluyla uygulanan BCG Aşısı üretimine başlanıldı.

1932 yılında, serum üretiminin ülke ihtiyacını karşılayacak düzeye gelmesi sonucu, dışarıdan serum ithali durduruldu

1933 yılında, Simple Metodu ile kuduz aşısı üretimi ele alındı.

1934 yılında, İstanbul Aşıhanesi, Enstitü bünyesine nakledildi ve çiçek aşısı üretimi ülke ihtiyacını karşılayacak düzeye getirildi.

1935 yılında, Farmakoloji Şubesi kurularak yerli ve yabancı ilaçlar ile diğer hayati maddelerin kontrolüne geçildi.

1936 yılında, Hıfzıssıhha Okulu açıldı.

1937 yılında, kuduz serumu üretilmeye başlandı.

Aynı zamanda Enstitü’nün İlaç Kontrol Şubesi devletin ilacını denetlerdi. Bu durum ilaç firmalarının korkulu rüyasıydı. Aşı ve Serum Şubesi Müdürlüğü Difteri, Boğmaca, Tetanos ve her türlü tedavi anti-serumunun üretildiği bölümdü.

Bakteri besiyerleri büyük cam galonlar içinde imal edilir ve oda kadar büyük neredeyse tarihi otoklavların içinde sterilize edilirdi. Üretilen anti serumlar arasında akrep, yılan sokmalarına karşı serumlar olduğu gibi gazlı kangren anti serumları da bulunmaktaydı.

1940’lı yıllarda Türkiye, Ortadoğu ülkelerine Tifüs aşısı satacak noktaya geldi.

1942 yılında, tifüs aşısı ve akrep serumu üretimine başlandı.

1947 yılında, Biyolojik kontrol Laboratuvarı kuruldu. Enstitü bünyesinde aşı istasyonu açıldı. İntradermal ve BCG aşısı üretimine geçildi.

1948 yılında ülkemizde ilk defa boğmaca aşısı üretimi yapıldı.

1950 yılında, İnfluenza Laboratuvarı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından Uluslararası Bölgesel İnfluenza Merkezi olarak tanındı ve İnfluenza aşısı üretimine başlandı.

1951 yılında, ilk kez antibiyotiklerin ve bazı vitaminlerin kalite kontrolüne başlandı.

1954 yılında, İlaç Kontrol Şubesi kuruldu.

1956 yılında, tetanos aşısı daha modern metotlarla üretilmeye başlandı.

1958 yılında, ilk kez frenginin modern yöntemlerle teşhisi ele alındı.

1966 yılında, Kolera Referans Laboratuvarı kuruldu.

1974 yılında, Mikoloji Laboratuvarı açıldı.

1976 yılında BCG aşısının deneysel üretimine başlandı.

1983 yılında, kuru BCG aşısı üretimine başlandı.

1984 yılında Zehir Danışma Merkezi açıldı.

1987 yılında AIDS Araştırma merkezi açıldı.

1950’lerden sonra Hıfzıssıhha Enstitüsü; Türk halk sağlığının korunmasında laboratuvar hizmetlerinin Türkiye genelinde yaygınlaştırılması başlatıldı. 16 ilde bölgesel düzeyde hizmet vermek amacıyla şubeler açıldı.

2004 yılında ise Aşı Üretim Enstitüsü, Bakanlar Kurulu Kararı ile kapatıldı!

Cumhuriyet’in büyük yokluklarla kurduğu ve harikalar yarattığı Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı ise 2 Kasım 2011 tarihinde Resmi Gazete ’de yayımlanan 663 sayılı kararname ile kapısına kilit vuruldu.

2020 YILINDA BAŞKA BİR ÜLKE AŞIYI BULANA KADAR SABIR VE DUA TELKİN EDİLİYOR..

(25.03.2020)

Hamit Tekkanat
Hamit Tekkanathamittekkanat@hizmetgazetesi.com.tr
http://www.buyuksehirhaberi.com
http://www.satkirala.com
http://wwwgazetesehir.com