SON DAKİKA

TESLİM OLUNCA NELER OLUYOR (21.09.2019)

Bu haber 21 Eylül 2019 - 8:55 'de eklendi ve 23 views kez görüntülendi.
960x100 px

Teslim olmak deyince, herkesin şöyle bir bakışı değişiveriyor. Zayıflık, çaresizlik, hatta kadercilik diye düşünenleriniz bile vardır.

Hadi gelin bunun tam tersini düşünelim, teslim olmak yerine direndiğiniz anları…

Asla kabul etmediğiniz, bu nasıl olur dediğiniz ve canınızın yandığı, acı hissettiğiniz anları…

 

Günlük rutininizde birçok durumla karşılaşıyorsunuz. İrili –ufaklı birçok durum… Sıradan ya da olağandışı… Karşılaştığınız durumla ilgili birçok yorum yapar, sonuca varır, yargıda bulunursunuz. Çözümlersiniz, askıya alırsınız ya da görmezden gelirsiniz.

Çözüme kavuştururken de yine birçok, neden(!)ler, acaba(?)lar, endişeler, of(!)lar, üf(!)ler, telaşlar… Havada uçuşur.

Hemen çözdünüz mü, yoksa ne kadar vaktinizi alır, duruma göre değişir.

Askıya aldığınızda ise durum yine aynıdır. Çözüme kavuşuncaya kadar ya da istediğiniz noktaya gelinceye kadar bir sürü stres… Hatta bazen bu stres öyle teper ki düzelecek olan o durumun süreci uzar gider. Sonra bu yeni ve daha güçlü streslere sebep olurken işinizi karmaşık hale getirecek başka bakış açıları geliştirir ve içinden çıkılmaz bir hale getirirsiniz. İşin en traji-komik tarafı bunu kendi elinizle yaptığınızın farkına bile varmadığınızdır.

Nasıl? Tanıdık geldi mi? İyi Hissettiriyor mu?

 

Peki, direnç göstermediğiniz ve bu nedenle de hiç bir şekilde, acı ya da stres duymadığınız, sıkıntıya girmediğiniz, bununla birlikte çözüme kavuşturduğunuz bir anınızı hatırlayın. Buna benzer bir örneğiniz var ise ne güzel. Oradaki Siz, hangi duygu durumundaydı da o durumu rahatlıkla geride bıraktı ve keyif içinde çözüme ulaştırdı ve hiç de stres yaşamadı?

 

Teslimiyet, direnç göstermeden, reddetmeden, içinde bulunduğu durumu alıp kabul etmektir. Durumun; ne türlü gelirse gelsin, varlığını kabul etmektir. Kabul edişte olma halidir. Kabul ettiğiniz her türlü durumu, akışına bırakıp çözüme kavuşturmaktır. Yok saydığınız ve direnç gösterdiğiniz her ne varsa ve stres içinde olup da kabul etmediğiniz her ne varsa bu size katlanarak ve büyüyerek geri gelecektir.

Direnç gösterdiğiniz her an, törpülenip, toz halinde dağılan ve geriye kalan şey olursunuz. Siz yok olurken önünüzdeki o şey büyüyerek sizi avucunun içine alır.

 

Kadercilik ile karıştırmamanızı özellikle vurgulamak isterim. Kadercilik, acizliğin, çaresizliğin bakış açısına sahiptir. Harekete geçme noktasında sizi durdurur. Oysaki evren yasalarından olan Eylem Yasasıyla hiçbir şekilde uyumlanmayan bir bakış açısıdır.

Teslimiyet; size, harekete geçmeyi ve öğreti almayı da beraberinde getirir.

Evet, bunu yaşamam gerekiyorsa, bırakayım da olsun, bununla birlikte bu durumdan en kolay ve olağan şekilde nasıl çıkabilirim?

 

Bu durumla nasıl başa çıkabilirim?

 

Bu durum bana neyi öğretti?

 

Bunun bana katkısı nedir?”

 

Bu durumu nasıl değiştirebilirim?

 

Ne yaparsam bu durum lehime döner ve kolaylıkla çözüme kavuşur?

 

Teslimiyet aynı zamanda evrene ve Yaratıcıya olan güven ile de doğru orantılıdır. Teslim olmak, yargısız olmayı, gereksiz yorumları, beklentileri ve sonuçlara varmamızdan doğan hayal kırıklıklarını ortadan kaldırır. Bizi özgür kılar. Hafifletir.

Başımıza her han her türlü olay gelebilir ya da birilerinin yaşadıkları, dolaylı olarak bize de yansıyabilir.

Teslim olmak yani alıp kabul etmek “yanağıma vurdun çevireyim de bu yana da vur” demek değil.

Asla değil.

 

Teslimiyeti şöyle düşünün: bir ağaç düşünün, büyük dev bir ağaç. Ağacın gövdesinin bir kısmı şiddetle akan bir şelalenin altında kalmış ve o şekilde yaşayıp gidiyor. Yaz aylarında suyun şiddeti azalırken, kış aylarında olduğundan daha şiddetli şekilde akıyor şelale. Bu ağaç, şelalenin akışına karşı direnç gösterseydi, orada büyüyüp giderken dallarını suyun akışına göre eğmeseydi, bu durumdan kaynaklı olarak suyun şiddetine maruz kalan dallarının yanı sıra diğer dalları için kendine suyun dışına doğru büyümek için yol bulmasaydı, dalları çoktan kırılıp gider ve asla büyüyemez hatta belki de gövdesi bile hayat bulamazdı.

 

Ağaç, içinde bulunduğu durumu kabul etti ve kendine göre bir çözüm buldu. Büyüme yönünü suyun dışına doğru değiştirdi.

 

İşte, yaşam bize nasıl gelirse gelsin, her şeyi yüzde yüz kabul ederek, direnç göstermeden; bununla birlikte; korkuyu, kaygıyı, endişeyi bırakarak çözüm odaklı olmak ve bundan daha başka nasıl farklı sonuçlar çıkarabiliriz buna bakmak her zaman işimizi kolaylaştıracaktır. Böylece hayatı daha keyifli ve daha konforlu halde yaşamak mümkün olacaktır.

 

Tüm bunların yanı sıra teslim olduğumuz o şey her ne ise; kaygı ve endişe enerjimizi bir yana bıraktığımızda ve mantık(zihin) çalıştırmadığımızda yani olasılıkları hesaplamadığımızda evren, o şeyle ilgili işini daha rahat yapmaktadır. Bırakın da evren çalışsın.

 

 

Yaşam-Farkındalık- Motivasyon

(21.09.2019)

Mürüvvet Kılcı Sertoğlu
Mürüvvet Kılcı Sertoğlumuruvvet-kilci@hizmetgazetesi.com.tr
http://www.buyuksehirhaberi.com
http://www.satkirala.com
http://wwwgazetesehir.com