SON DAKİKA

MEZAR TAŞLARI TARİHE IŞIK TUTACAK

Bu haber 10 Eylül 2019 - 14:24 'de eklendi ve 9 views kez görüntülendi.
960x100 px

Pamukkale Üniversitesi kaybolmaya yüz tutmuş bir hazineye daha sahip çıkıyor.

Denizli’nin Kale ilçesinde, ilçe merkezinin güneydoğusundaki Kavaklıpınar mevkiinde yer alan Kale-i Tavas Mezarlığı Türk-İslam dönemine ışık tutuyor. 2015 yılında Denizli-Muğla karayolu genişletme çalışmaları esnasında şahidelerin kaybolma tehlikesinin önüne geçebilmesi içinTabae Antik Kent kazı programına dahil edilen Kale-i Tavas Yukarı Mezarlığında çalışmalar sürüyor. Denizli Müze Müdürlüğü’nün başkanlığında gerçekleştirilen kazı, Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Beyazıt’ın bilimsel danışmanlığında yürütülüyor. Tabae Antik Kenti kazı çalışmalarını gerçekleştirmeye başladıkları 2015 yılında, mezarlık alanında bazı ölçümlerin yapıldığını gördüklerini belirten Doç. Dr. Mustafa Beyazıt, “Araştırdığımızda Denizli-Muğla karayolunda genişletme çalışmalarının olduğunu öğrendik. Yetkililere buranın SİT alanı olduğunu ve böyle bir çalışmanın olmaması gerektiğini bildirdik. Denizli Müze Müdürlüğü ile diyaloğa girerek kurulan yeni bir ekip ile mezarlık alanında çalışmaya başladık” dedi.

Çalışmalarda elde edilen verilerin bazı mezar taşlarının İslam öncesi Orta Asya geleneğinden izler taşıdığını gösterdiğini, her bir mezar taşı kitabesinin, İslam dönemi inanç ve kültürüne şahitlik ettiğini vurgulayan Doç. Dr. Beyazıt; “Buradaki her mezar taşı; Kale’nin şeceresinin çıkartılması ve şehrin ne zamandan beri Türk İslam yerleşimi olduğunun gösteren önemli de bir kanıttır. O yüzden mezarlıklara biz birer tapu senedi gözüyle de bakıyoruz. Mezar taşlarında yazan ifadeler yaşanılan dönemin ekonomisi, kültürü ve dini inançlarını da gösteriyor. Rahatlıkla şunu söyleyebiliyoruz her mezarlık bir kütüphanedir, okumayı bilirseniz size çok şey anlatacaktır. Şahidelerdeki ifadeler yüzyıllara göre farklılıklar da gösterir. İlk başta ölümün kaçınılmaz bir son olduğunu Allah’ın kalıcı olduğunu rahatlıkla söylerken son dönemlerdeki mezar taşlarında ölümün acı verdiğini, acı bir ayrılık olduğunu anlatmaya başlıyorlar. Ayrıca yöresel ifadelerle de karşılaştık. Örneğin, bir kadın mezar taşında yöresel olarak kullanılan “bılla” ifadesi bulunmaktadır. Bu bizim kullandığımız yaygın bir ifade değildir ama sözlü tarih çalışmalarında “bılla kız” “bılla abla” şeklinde ifadelerin kullanıldığına şahit olduk. Bunları araştırdığımızda o bölgenin sözü geçen hanım ağa ya da büyüğü manasına gelebilecek ifadeleri biz mezar taşlarındaki yazılı ifadelerden çıkartabiliyoruz” dedi.

Elde edilen bilgilerle 3 ciltlik bir çalışmanın hazırlık aşamasında olduğunu kaydeden Doç. Dr. Mustafa Beyazıt, “İlk çalışmamız Cumhuriyet dönemine tarihlendirilen ama Osmanlı geleneğini devam ettiren mezar taşları olacak. Biz buradan sosyal tarih okumasını da yapabiliyoruz. Tersten başladığımız için oradaki isimleri Osmanlı dönemindeki isim ve sülalelerle karşılaştırarak ikinci cilt kitabımızı da Osmanlı mezar taşlarına ait olarak hazırlamayı düşünüyoruz. Üçüncü çalışma olarak ta her iki gruba da girmeyen ama çok büyük bir ihtimalle Türk-İslam döneminden izler taşıdığını düşündüğümüz yüzeylerinde geometrik süslemelerin yer aldığı hatta Boy Damgalarının bulunduğu hatta Orta Asya’dan gelen özelliklerin devam ettiği mezar taşlarına da şahit olduk. Onları da son grup cilt olarak yayına hazırlama çalışmalarına devam etmekteyiz” şeklinde konuştu.

  1. yüzyıldan beri kullanıldığı düşünülen Türk İslam mezarlığının Yukarı ve Aşağı mezarlık olmak üzere iki kısımdan oluştuğu, 7 bin 200 metrekare alanda yer alan Yukarı Mezarlıkta 3 binden fazla mezar taşının Osmanlı Dönemine ait olduğunun tespit edildiği kaydedildi.
http://www.buyuksehirhaberi.com
http://www.satkirala.com
http://wwwgazetesehir.com