SON DAKİKA

GENÇLERDE YAYGIN MADDE KULLANIMI VE BAĞIMLILIĞINA DİKKAT (02.07.2019)

Bu haber 02 Temmuz 2019 - 8:33 'de eklendi ve 85 views kez görüntülendi.
960x100 px

Madde kullanımı özellikle ergenlik döneminde yaygın görülmektedir.  Madde bağımlılığını daha yakından tanımak ve aileleri bilinçlendirmek yaygınlığı önlemek açısından çok önemlidir.

Tahmin edildiği gibi madde kullanımında genel olarak aile içinde, anne-baba arasında iletişim bozukluğu, ilgi ve sevgi yoksunluğu, gençlerin aile dışında başka arayışlara sürüklemesi temel sebepler arasında. Bunlar dışında;

*Anne- babanın alkol ve madde kullanması,

*Zengin çevrede, düşük ya da orta gelir ile yaşayan aileler,

*Çocuğa, gence sevgi ve ilgi yerine madde doyum sağlayan, her isteklerini yerine getiren, her zaman her şeyine göz yuman aileler,

*Aşırı baskıcı aileler,

*Aile içinde rol model alabileceği bir ebeveyninin olmaması diğer sebepler arasında yer alıyor.

Madde bağımlılığını biraz tanıyalım;

PSİKOLOJİK BAĞIMLILIK, tanı değeri sınırlı bir durumdur. Bireyin kendini iyi hissetmek veya işlevini yerine getirebilmek için maddeye ihtiyaç duyduğu evredir.

FİZİKSEL VE FİZYOLOJİK BAĞIMLILIKTA, madde alımı azaltıldığında veya durdurulduğunda organizmanın bazı tepkiler vermesi söz konusudur. Vücudun maddenin varlığına fizyolojik olarak uyum yapması neticesi olur, tolerans ve yoksunluk sendromu olarak iki bileşeni vardır. Toleransta, birey istediği etkiyi elde etmek için dozu giderek arttırma durumundadır. Yoksunluk sendromu ise kullanılmakta olan maddenin birden bire kesilmesiyle uykusuzluk, sinirlilik, dikkatini toplayamama, taşkınlık, depresif belirtiler, kas seğirmesi, çarpıntı, yüz kızarması, terleme gibi fizyolojik belirtilerin ortaya çıkması durumudur. Yoksunluk belirtilerini yatıştırma ve tolerans nedeniyle hasta madde miktarını ve kullanım sıklığını giderek arttırmakta, bu da fiziksel bağımlılığın şiddetlenmesine neden olmaktadır.

Madde bağımlılığında;

*Erkeklerde madde bağımlılığı geliştirme riski kadınlara oranla 2-3 kat fazladır.

*Sıklık ve yaygınlık oranları 18-29 yaş grubunda en yüksektir.

*Genetik faktörlerin rolü söz konusu olabilmektedir. Madde bağımlılarının ebeveynleri ve kardeşlerinde madde bağımlılığı oranı normal topluma göre daha yüksektir. Burada kalıtımsal yatkınlık kadar aile içi iletişim ve etkileşimin de rolü vardır.

*Hamilelik sırasında kokain ve eroin kullanımı fetüste bağımlılık geliştirmektedir. Bu durumun ileriki yıllarda madde bağımlılığı oluşmadaki etkisi araştırma konusudur.

*Çocukluk döneminde dikkat eksikliği dürtüsellik ve hiperaktivite gösterenlerin ergenlik ve erken erişkinlik dönemlerinde madde kullanma riski yükselmektedir.

*Okul başarısızlığı ebeveynlerin denetim ve ilgi eksikliği riski arttırmaktadır.

*Ergenlik döneminde heyecan arama, dürtüsellik, okul başarısızlığı, duygusallık, çökkün duygudurum, özgüven eksikliği, kendini küçük görme, özsaygıda yetersizlik, anne babanın ilgi ve denetim eksikliği, ebeveynlerde alkolizm varlığı gibi nedenlerle madde kullanma ve madde bağımlılığı riski artmaktadır.

*Antisosyal, sınır ve narsistik kişilik özellikleri özellikle erişkin dönemde risk faktörüdür.

*Önceden var olan alkolizm ve alkole bağlı sorunlar geç ergenlik ve erişkinlik dönemlerinde riski arttırmaktadır.

*Duygudurum bozukluğu ve diğer psikiyatrik hastalık durumlarında risk yükselmektedir.

*Madde kullanımından madde bağımlılığına geçişte eğitim düzeyinin düşüklüğü riski arttırmaktadır.

Peki bu bağımlılığı önlemek için ne yapabiliriz?

Öncelikle çocuğunuzu iyi tanımalı, arkadaş çevresi, harcamaları, boş zamanını geçirdiği ortamlar devamsızlık durumu gibi konularda bilgi sahibi olmalısınız.

Özellikle ergenlik döneminde baş etmesi zor psikolojik durumlarda çocuğunuza yardımcı olmak, gerekirse destek almak, çocuğun arayışa yönelmesi konusunda riski düşürecektir.

Ergenlerin sportif ve sosyal faaliyetlere yönlendirilmesi ve ailenin bu konuda teşvik edici olması yarar sağlayacaktır. Özellikle okul içerisindeki faaliyetlere katılması yönünde öğretmenleriyle işbirliği yapılmalıdır.

Gençlerin maddeye başlamalarının en yaygın sebebi kendilerini yetişkin gibi hissetmek istemeleridir. Bu istek dönemsel bir ihtiyaçtır ve aileler çocuklarına çeşitli sorumluluklar vererek yetişkin olduklarını hissettirebilir ve değer verdiklerini gösterebilirler.

Aile olarak çocuk yetiştirme tarzınızı gözden geçirmek gerekir. İyi niyetle yapılan ama çocuğa zarar veren bazı davranışlar onu korumak yerine ona zarar verebilir. Sürekli eleştirmek bir eğitim şekli olmamalıdır. Sürekli eleştirerek kötü davranışlarını pekiştirmek yerine, olumlu yönlerini görerek fark edildiğini belirtmek ve cesaretlendirmek daha uygun olacaktır.

Daha küçük yaşlarda ise içerisinde zararlı kimyasalların bulunduğu, ucuz ve yasal olarak satılan, bazı maddelere ulaşması konusunda dikkat edilmelidir. Bunlar, sıvı yapıştırıcılar, kozmetikler, (oje, aseton, saç spreyi, deodorantlar) kuru temizleyiciler, yangın söndürücüler, sıvı yakıcılar (benzin, çakmak gazı), havagazı, tiner, akrilik boya, kokulu silgiler ve gazlı kalemler vb. maddelerdir.

Madde bağımlılığında gözlemlediğim en riskli durum ise ailelerin bu konuyu son ana kadar çok ciddiye almıyor olmalarıdır. Kendisi bırakabilir, istese bırakır, sadece psikoterapi ile bırakabilir, psikiyatride tedavi görürse siciline olumsuz işlenir şeklinde tepkilerle gelen aileler görüyoruz. Çocuklarının ne gibi bir kısır döngüde olduklarını fark etmemeleri çok üzücü.

Son olarak bir danışanımın çocuğunun kullandığı maddeyi daha az zararlı görerek ‘Antidepresan da uyuşturuyor. Aynı etkiyi yaratmıyor mu bunu kullansa? ’ Demesi bu konudaki duyarsızlığın ve bilgisizliğin ne düzeyde olduğunu, bilinçlenmemiz gerektiğini, antidepresanlar hakkında da yetersiz bilgimizin olduğunu kanıtlıyor . Eğitim ve Sosyokültürel seviyenin de madde kullanımındaki etkisini bu tepkilerden görebiliyoruz.

Şimdi madde kullanımının zararlarına kısa bir değinmek istiyorum;

*Geri dönüşümsüz beyin hasarına sebep olur

* Akciğerlerin, kalbin, karaciğerin ve böbreklerin bozulmasına sebep olur

* Solunum yanıkları; karaciğer sirozu; akciğer kanseri; iç organların yapısının bozulması;

kalp aktivitesinin patolojisi – kalp krizi, hipertansiyon, kalp defekti, böbrek tümörleri;

mide ve bağırsak mukoza iltihabı rahatsızlıklarına sebep olur

*Kişi hem fiziksel olarak hem de psikolojik olarak hayatında sürekli sorunlar yaşar.

*Gerçeklikten kopar eylemlerini kontrol edemez

*Vücudunuzda inanılmaz derecede büyük bir hasarın oluşmasına neden olur.

*Sürekli depresyon, üzüntü, keder, mutsuzluk ve hüzün ile yaşamını sürdürür.

*Gelişiminde yaşıtlarının gerisinde kalır

*Sorumluluklarını yerine getiremez ve toplumdan ve aileden uzaklaşıyor

Maddenin vücuda verdiği zararlar geri döndürülemez. Bağımlılıktan tamamen iyileşme durumunda bile, hastanın beynin aktivitesinde kalıcı bozukluklar olduğu görülmekte ve zihinsel engelli bir kişi haline gelmektedir.

Madde kullanımı veya bağımlılığı belirtisi gören ebeveynler mutlaka bu konuda destek almalı, tüm tedavi ve desteği alabilmek için gerekli yerlere başvurmaya çekinmemelidir.  Daha sağlıklı yeni nesiller oluşabilmesi dileğiyle..

Psk. Burçin Koyuncu

(02.07.2019)

Burçin Koyuncu
Burçin Koyuncuburcink_1988@hotmail.com
http://www.buyuksehirhaberi.com
http://www.satkirala.com
http://wwwgazetesehir.com