SON DAKİKA

19 MAYIS 1919 VE NİCE ONDOKUZ MAYISLAR ANISINA! (20.05.2019)

Bu haber 20 Mayıs 2019 - 7:30 'de eklendi ve 32 views kez görüntülendi.
960x100 px

Çocukluğumuzdaki öğretmenlerimiz işte…

İki söz arasında hemen birkaç soru, her fırsatta öğretmenliği yaşıyor ve yapıyor.

Telefonda hemen sınav başladı.

– İstiklâl Marşımızı kim bestelemiştir?

– Zafer, Konya’nın plakası kaç?

Hepsini yanıtlıyorum. Ardından o zaman bana çok garip gelen bir soru geliyor:

-Zafer, ON YUMURTA KAÇ ÖĞRETMEN EDER?

Şaşırıyorum.

– O nasıl soru öğretmenim Kerim Amca?

Kerim Amca telefonda uzun uzun gülüyor. “Bak,” diyor. “Okulun akıllısı Zafer. Yanıtını bilmediğin bir soru buldum işte. Şimdi telefonu babana ver. Sonra da babana sor. O sana yanıtını verir.”Babamla Kerim Amcamın telefon görüşmesi bitince, babama soruyorum:

– Baba, Kerim Amcam sordu. On yumurta kaç öğretmen eder? Babam da gülmeye başlıyor. Ardından, gülerek başlayan, ama bittiğinde ikimizin de gözyaşlarıyla yıkanan aşağıdaki öyküyü anlatıyor:

Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinin yaklaşık yirmi kilometre güneyinde yan yana iki orman köyü vardır. Boşnakköy ve Armutlu.Her iki köyde de yaşam zor, insanları yoksuldur.

1950 yılının güneşli bir Temmuz sabahında, bu iki köyün en çalışkan iki öğrencisi Ali ve Kerim, birkaç yıl içinde öğretmen okullarına dönüşecek olan Köy Enstitüsü sınavına katılmak için ilçe merkezine yola çıkarlar. Tabii yürüyerek. Ali’nin elinde küçük bir sepet ve sepetin içinde on tane yumurta var. Evde para olmadığından, annesi ilçede satıp, sınav için lâzım olacak kalem, silgi gibi ihtiyaçları alması için bu on yumurtayı, biraz kendi evinden, biraz da komşulardan toplayarak Ali’ye vermiş.

Kerim’in ailesi daha da fakir olduğundan, Kerim’de o da yok. Yaklaşık yirmi kilometre yolu yürüyerek ilçe merkezine ulaşıp, hemen bir bakkala giriyor ve on yumurtayı satarak bir kalem ve bir silgi alıyorlar. Kalemi de, silgiyi de ikiye bölerek paylaşıyor ve sınava giriyorlar.

İkisi de başarmıştır. Ancak bilmedikleri bir şey var. Sınav iki gün. Bu iki küçük köylü çocuk, sınava girip akşama köylerine dönmeyi düşünürken, şimdi Hükümet Konağı’nın önünde, neredeyse ağlamaklı geceyi nerede geçireceklerini bilmeden, bir aşağı, bir yukarı yürümekte…Cadde üzerindeki evlerden birinde, bu iki köylü çocuğa merakla bakan bir kadın onları eve çağırır. Durumu öğrenince onları doyurur. Akşama eşi de işten gelir ve çocukları o gece misafir ederler.İkinci gün de sınav başarılıdır. Birkaç ay sonra Kastamonu Gölköy Köy Enstitüsüne kayıt ve ardından şanla şerefle geçen otuz yılı aşkın öğretmenlik yaşamı…Babam, öykünün sonun şöyle bağladı:

BAK OĞLUM, KÖYDEN ON YUMURTAYLA ÇIKAN İKİ ÇOCUĞUN ÖĞRETMEN, SUBAY, MÜHENDİS, MİLLETVEKİLİ HATTA CUMHURBAŞKANI OLABİLDİĞİ YÖNETİME CUMHURİYET DENİR!

Mustafa Kemal’in Cumhuriyetin kuramsal temellerinin eyleme dönüştürmeye başladığı 19 Mayıs gibi anlamlı günde, “Cumhuriyeti yaşanmış bir öykü üzerinden bu kadar güzel anlatan bizi biz yapan milli-manevi değerlerimizi nerelerden aldığımızın güzel bir yaşanmış öyküsü yukarıda…Şimdi de sizleri “Nerede o ruh… Bize neler oldu böyle… Maneviyatımız maddiyatımızın nasılda aracısı haline geliyor… O Aileler, öğrenciler ve onlara kapılarını açan komşular nerede… Vahşi kapitalizm tohumlarımızı bile çalarken, biz bunca zaman –siyasi ve ekonomik tüketim toplumu haline getirilerek- medeniyet denilen tek dişi kalmış canavarın dişlerinin protez sponsorumu olduk yoksa?” sorularıyla baş başa bırakıyor ve ekliyoruz:

Başta Büyük Komutan Mustafa Kemal Atatürk ve dava-silah arkadaşları olmak üzere Cumhuriyetimizin kuruluşunda emeği geçenleri rahmet, minnet ve şükranla anıyor, ruhları önünde saygıyla eğiliyoruz.İleride daha coşkulu, anlamlı ve halk katılımlı kutlamalar olması dileği ile 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun efendim.

“” NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE “”

(20.05.2019)

Hamit Tekkanat
Hamit Tekkanathamittekkanat@hizmetgazetesi.com.tr
http://www.buyuksehirhaberi.com
http://www.satkirala.com
http://wwwgazetesehir.com