SON DAKİKA
deniz-doseme (1)
site

İTALYA’NIN İNCİSİ FLORANSA

Bu haber 23 Ekim 2018 - 9:34 'de eklendi ve 17 views kez görüntülendi.
masas

Bu kez ki gezi durağımız rönesansın doğum yeri, Toscana’nın başkenti, Kuzey İtalya‘nın incisi Floransa’ yı tanıtacağız. Tabiki bir çoğunuz gitmişsinizdir ama gidemeyenler için  tavsiyem mutlaka görmeleri gereken bir yer olduğunu söyleyebilirim. Arno Nehri’nin çevresinde kurulmuş Floransa, İtalyan Rönesansı’nın ve Rönesans’ın en önemli sanatçıları Leonardo da Vinci ve Michelangelo’nun da doğum yeridir.

Floransa nispeten küçük bir şehir olduğundan bölge, mahalle fark etmeksizin şehir merkezi olmak kaydıyla her yerinde kalabilirsiniz. Gezdikçe göreceksiniz ki hemen hemen her yere yürüyerek ulaşabiliyorsunuz. Yorulduğunuzda durup açık hava müzesini hiç de aratmayan bu güzel şehrin sokaklarında soluklanabilirsiniz.

BİR MEYDANDA İKİ ÜNLÜ ESER KARŞI KARŞIYA

İlk durağımız Floransa’nın simge yapısı, Duomo Katedrali olsun Santa Maria del Fiore olarak da bilinen Duomo 1296-1436 yılları arasında inşa edilmiş. Çan kulesinin inşasına Rönesans’ı başlatan ünlü sanatçı Giotto başlamış ünlü kubbesini ise Brunelleschi tamamlamış. Bu kubbe de yine Rönesans mimarisinin ilk önemli örneklerinden biriymiş  gerçekten çok ama çok heybetli. Altında durun, yukarıya bakın, hayran olun, herkes oluyor. İsterseniz Duomo’dan sonra Rönesans döneminde tüm şehirlerdeki kubbelere ilham olmuş kubbeye daracık merdivenlerden çıkıp şehre tepeden bakıp, manzaraya karşı fotoğraflar çekip turistliğin hakkını da verebilirsiniz.

Duomo Katedralinden sonra hemen karşısındaki Aziz Giovanni Vaftizhanesi. Katedral meydanında bulunan bu sekizgen vaftizhanede Dante Alighieri’nin yanı sıra Rönesans liderleri ve Floransa’nın önceleri en etkin sonraları ise hükümdarı olan Medici ailesi üyeleri ve pek çok sanatçı vaftiz edilmiş.

Aziz Giovanni Vaftizhanesi, sekizgen şekildedir ve dışı tipik Floransa Roma mimarisini yansıtan renkli mozaiklerle donanmış. Ön Rönesans olarak nitelendirilen bu özellikle klasik mimari harmanlanmış bu eserin dış cephesi “İlahi Komedya”nın yazarı Dante’nin buralarda yaşadığı günlerden beri değiştirilmemiş. Bronz kapılarıyla ünlü bu yapının en eski kısmı güney kapılası. Pisano’nun eseri olan bu kapılar dışında diğer kapılar bir yarışma sonunda yapılmıştır ve yarışmayı Ghiberti kazanmış. İncil’den çeşitli sahnelerin betimlendiği kapılar bu şekilde yapılmıştır. Bu kapılar “Cennet Kapıları” olarak biliniyor. Vaftizhane’nin tavanı 13. yüzyıldan kalma ve birçok ünlü Floransalı kişi bu kısımda tasvir edilmiş.

Doğrusunu söylemem gerekirse kendimi kapılardan zor aldım. Sonunda San Giovanni’ye girdim. Nefesim kesildi! Yapının içi dışından göz kamaştırıcıydı, sekizgen kubbesi çok yüksekti ve tüm kubbe altın renkli yüzey üzerine yapılmış fresklerle süslenmişti. Küçük kilisenin tavanını ve duvarlarını kaplayan altın işlemeli resimlerin büyüsüne kapıldım. Kilisenin uzun sıralarına sırt üstü yatıp dakikalarca zengin mozaikleri seyrettim. Görüntü müthişti! Harikaydı!

EN ÜNLÜ ÇIPLAK ADAM: MİCHELANGELO’NUN DAVUD HEYKELİ

Orijinali Accademia dell’Arte del Disegno’da bulunan 5.17 metre yüksekliğindeki ünlü heykelin bir kopyası Piazza della Signoria’da, bir kopyası ise yine şehirdeki Michelangelo Tepesi’ndedir.

 

Michelangelo’nun Davud heykeli kadar ünlü olan sadece bir kaç heykel vardır. Rönesans dönemi sanatçısı olan Michelangelo, bu heykeli 1504 yılında tamamladığında daha 29 yaşındaymış ve bugün, yılda 8 milyon insan Davud eserini görmek için Floransa’daki Galleria Dell’accademia’ yı ziyaret ediyor. Fotoğraflara baktığınız zaman bu ilginin sebebini apaçık göreceksiniz. Uzaktan bakıldığında bile muhteşem olan bu esere uzaktan bakmak yetmez, biraz daha yakından bakmanız gerekir. Boredpanda’nın derlediği David eserinin yakın çekim fotoğraflarını sizler için düzenledik ve Galleria Dell’accademia’yı ayağınıza getirdik.

Ponte Vecchio yani Eski Köprü’ye gidiyoruz şimdi.. Arno Nehri üzerinde bulunan Ponte Vecchio üzerindeki küçük küçük hediyelik eşya dükkanlarını dolaşabilirsiniz. 14. yüzyılda yapılmış bu köprünün 2. Dünya Savaşı sırasında bombalanıp yıkılan diğer tüm Floransa köprüleri aksine dimdik ayakta kalmasını da önemli bir bilgi olarak aklımızın bir köşesinde bulunsun.

Şimdi sırada Orvieto’ da … Italya’nın Umbira bölgesinde, Roma’dan trenle 1.5 saat uzaklıkta, tren istasyonundan şehir merkezine finüküler ile çıkılan bu şirin kasabaya bir Toskana gününün sonunda 3 saat ayırıyoruz. Orvieto’ya vardığımızda tekrar ortaçağa geri gidiyoruz. Bereketli topraklar buranın ünlü beyaz şarabının elde edilmesini sağlıyor. Her yıl milyonlarca turist Orvieto’yu ziyaret ediyor.Yine söylüyorum mutlaka görülmesi gereken bir yer.

Denilebilir ki şehirde yer altı ve üstü olarak üzere iki türlü yaşam var. En azından eski zamanlarda öyleymiş. Merkeze doğru yürüyoruz, burada 13. yy’a ait çan kulesi var. Gerçekten çok güzel. Meydan çok kalabalık, daha doğrusu her yer kalabalık. Akşam saatlerine yakın vardığımız için herkes bir kafe ya da restorana oturmuş yiyip içiyor. Hava biraz soğuk ama  yine de çok keyifli bi görüntü var. Orvieto‘nun en eski yapısı 7. yy’dan kalma bir kilise. Buradan papa dördüncü haçlıları ilan etmiş. Her yer taş, eski mükemmel korunmuş.

Her yer kilise ve eski yapıyla dolu. Umbria bölgesine gelen herkesin muhakkak buraya uğraması lazım. Hava kararmaya başlıyor ve bende  oldukça yoruldum. Kuzenimle birlikte  sempatik bir kafeye oturduk ,bu yorgunluğun üzerine muhteşem el yapımı şaraplarından tadmasak olmazdı .

23.10.2018

Binnur Olcaytürkan
Binnur Olcaytürkanbinnurolcayturk@hezmitgazetesi.com.tr
dosemeci
pamukkalebelediyesi